Pay Devrinde Yetkili Organ
TTK m. 491 ve devamı maddelerinde, hem kanuni hem de esas sözleşmesel bağlamın ayrılmaz bir parçası olan onay yetkisinin “şirket”e ait olduğu net bir şekilde ifade edilmiştir. Ancak anılan hükümlerde şirket kavramıyla kastedilen, TTK m. 365 ve özellikle TTK m. 374 hükümleri uyarınca yönetim kuruludur. Ancak doktrine göre, bu yetkinin esas sözleşme ile genel kurula devredilebilmesi mümkündür. Bu nedenle, esas sözleşme değişikliği şeklinde olmayan genel kurul kararıyla bu yetkinin yönetim kurulundan alınarak genel kurula verilmesi mümkün değildir.
⇒ Pay devrine onay verme yetkisi yönetim kuruluna aittir. Bu nedenle bu yetkinin genel kurula verilmesine yönelik genel kurul kararı geçersizdir [3].
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 12.02.2025 tarihli, 2024/2068 E. 2025/839 sayılı ilâmı.
“İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, tescili talep edilen dava konusu 26.07.2022 tarihli olağanüstü genel kurulun 3 numaralı maddesinde kararlaştırılan “bedeli tamamen ödenmemiş olan nama yazılı paylar ancak şirket genel kurulunun tüm hissedarlarının çoğunluğunun kararı ve onayı ile devredilebilecektir” ifadesinin TTK’nın 374, 375/1-f, 491 ve 493/7. maddelerine aykırı olduğu, yine karardaki hükümlerin TTK’nın 493/2. maddesi hükmüne aykırı olarak pay sahibinin payını devretmesini tamamen yasaklanması sonucunu doğuran ve anonim şirketlerinin temel özelliklerinden olan payların devredilebilirliği ilkesi ile bağdaşmayan hükümler içerdiği, davalının tescil talebinin reddi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
TEMYİZ
Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, anonim şirketin, 26.07.2022 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan ve şirketteki pay devrine ilişkin kısıtlamalar getiren 3 numaralı kararın tescili ve ilanına karar verilmesi istemine ilişkin olup; uyuşmazlık, davacı şirketin tescilini istediği bu kararın, anonim şirketin temel özellikleriyle bağdaşıp bağdaşmadığı, kanuna, esas sözleşmeye uygun olup olmadığı, tescil edilip edilemeyeceği noktalarında toplanmaktadır.
Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.”
TTK m. 494/1 ve 3
Bu madde ile bağlamın hükümleri düzenlenmiştir.
- TTK m. 494/1: Devir için gerekli onay verilmediği sürece, payların mülkiyeti ve paylara bağlı tüm haklar devredende kalır.
Birinci fıkra hükmüne göre, anonim şirketin onayı payların mülkiyeti üzerinde belirleyici ve tanımlayıcı bir hukuki işleve sahiptir. Bu işlev, mülkiyetin devri bakımından kurucu niteliktedir.
Bu hüküm, kıymetli evrak hukukunda geçerli olan nama yazılı pay senetlerinin ciro + zilyetliğin devri ile payın mülkiyetinin ve paya bağlı tüm hakların devralana geçmesi yönündeki ilkeye önemli bir istisna oluşturur.
- TTK m. 494/3: Şirket, onaylamaya ilişkin istemi, aldığı tarihten itibaren üç ay içinde reddetmemişse veya ret haksızsa, onay verilmiş sayılır.
Kanun, onay istemi hakkında karar vermesi için şirkete üç ay süre tanımıştır. Bu süre içinde onay istemi reddedilmez ise onay verilmiş sayılır.
Pay Sahipleri Sözleşmesiyle Nama Yazı Payların/Pay Senetlerinin Devri Sınırlandırılabilir Bağlam Getirilebilir Mi?
Pay sahipleri sözleşmesi (shareholders’ agreement), pay sahipleri arasında sözleşmesel bir ilişki doğuran, yaptırım gücü sözleşme ile sınırlı ve nispi olan ve dolayısıyla esas sözleşme gibi korporatif etkisi olmayan atipik bir borçlar hukuku sözleşmesidir.
- Etkisi mutlak olmayıp, nispidir. Yaptırımları taraflar ve borçlar hukuku ile sınırlıdır.
Pay devri kısıtlamaları, sözleşme serbestisi doğrultusunda emredici hukuk kurallarına aykırı olmamak kaydıyla pay sahipleri sözleşmesi ile de düzenlenebilir. Sınırlamalar; öncelik, önalım, alım, satım ve satışa katılma gibi hakların tesis edilmesi şeklinde olabilir.
Pay sahipleri sözleşmesinin mutlak etkisi olmadığından, esas sözleşmeye yansıtılmadığı sürece pay devri kısıtlamaları üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.
Pay sahipleri sözleşmesinin ihlâli hâlinde sözleşmenin tarafları nezdinde borçlar hukuku kapsamında tazmin yükümlülüğü (cezai şart yahut tazminat sorumluluğu) söz konusu olabilir.
Pay sahipleri sözleşmesi ile getirilen kısıtlamaları, teknik anlamda bağlam olarak nitelendirilemez.
Pay sahipleri sözleşmesi şirket esas sözleşmesine eklenip, esas sözleşme hükmü hâline getirilmediği takdirde, şirket ortaklarına göre üçüncü kişi konumunda olan şirketi bağlamaz. Zira bu sözleşme, mutlak etkiye sahip olmayıp nispi etki gösterir ve dolayısıyla pay sahipleri sözleşmesinin tarafları olan pay sahipleri arasında hüküm ve sonuç doğurur. Yaptırımı ise cezai şart ve/veya tazminat olabilir. Bu nedenle, genel kurulda pay sahipleri sözleşmesinin aksine karar alınabilir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03.06.2024 tarihli, 2023/1083 E. 2024/4577 sayılı ilâmı.
⇒ Aynı yönde bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17.06.2020 tarihli, 2019/4971 E. 2020/2971 K. sayılı ilâmı ve 06/02/2020 tarihli, 2018/3864 E. 2020/996 K. sayılı ilâmı.
İSTİNAF
…eldeki uyuşmazlıkta, payların senede bağlanmadığı ve noter sözleşmesi ile devredildiği görülmekte olup, payların devrinde şekle aykırı bir husus olmadığının anlaşıldığı, davacı yanca pay devirlerinin “Ortaklık Protokolü” isimli sözleşme uyarınca geçerli olmadığının ileri sürüldüğü, davacının iddia ettiği sözleşmenin, doktrinde ve uygulamada “pay sahipleri sözleşmesi” olarak adlandırıldığı, bu sözleşmenin ana sözleşmeye eklenip ana sözleşme hükmü haline getirilmediği müddetçe şirket ortaklarına göre 3. kişi konumunda olan şirketi bağlamayacağı, şirket genel kurulu eliyle pay sahipleri sözleşmesinin aksine karar alabileceği (Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 17.06.2020 tarih, 2019/4971 E., 2020/2971 K., 11.10.2016 tarih, 2016/1275 E., 2016/8000 K. sayılı ilamları), davacının sunduğu “Ortaklık Protokolü” isimli sözleşmenin ana sözleşmenin hükmü haline getirilmediği, ancak bu protokolün 4 üncü maddesinde belirtilen hisse devrine ilişkin hükmün ana sözleşmenin 15 inci maddesinde düzenlendiğinin görüldüğü, ancak ortaklardan ayrı bir tüzel kişiliği olan şirketin ana sözleşmedeki bu hükmü ana sözleşme ve kanundaki nisaplarla her zaman değiştirebileceği, şirket genel kurulunun da 10.10.2019 tarihli toplantısında ana sözleşmenin 15 inci maddesinin değiştirilmesine karar verdiği, bu kararının ana sözleşmenin nisaplara ilişkin 10 uncu ve 6102 sayılı Kanun’un 446 ncı maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen nisaplara uygun alındığı, bu itibarla dava konusu her iki genel kurul kararının ana sözleşmeye ve kanuna aykırı olmadığı, kaldı ki davacının, 06.03.2019 tarihli genel kurulun 9 uncu maddesi ile davacının da şirket ortaklığından ayrılma talebini şirkete ilettiği gözetildiğinde, davalı şirketin ana sözleşmenin hisse devri hükmünün değiştirilmesine ilişkin 10.10.2019 tarihli genel kurul kararı ile pay devrinin onaylanmasına ve yeni yönetim kurulu seçimine ilişkin 14.11.2019 tarihli genel kurul kararlarının dürüstlük kuralına aykırı olmadığı, tüm bu açıklamalara göre; davacının ileri sürdüğü iddialar ile genel kurulların çağrı işlemleri, toplantı tutanağı ve karar nisapları dikkate alındığından genel kurulların butlanla malul olmadığı ve iptal nedeninin bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.”
Bağlam Karşısında Azınlığın (Azlığın) Durumu
Şirket yönetimine katılamayan, olumsuz etki eden kararların alınmasına engel olamayan ve dolayısıyla menfaatleri ihlâl edilen pay sahiplerinin paylarını satıp, şirketten çıkması önem arz eder.
Bağlam nedeniyle paylarını devrine onay verilmemesi hâlinde küçük pay sahiplerinin menfaatlerinin korunmasına hizmet eden hukuki araçlar:
- Şirket esas sözleşmesi (TTK m. 340 hükmü çerçevesinde);
- Küçük pay sahiplerinin yönetim kurulunda temsil edilmesi,
- Küçük pay sahiplerine veto hakkı tanınmasıdır (karara etki edebilecek şekilde nisabı etkilemesinin mümkün olması).
- Pay sahipleri sözleşmesiyle alım, satım, ön alım gibi haklar tanınarak pay devrine onay verilmemesi durumu aşılabilir.
- TTK m. 421/6: “İşletme konusunun tamamen değiştirilmesi veya imtiyazlı pay oluşturulmasına ilişkin genel kurul kararına olumsuz oy vermiş nama yazılı pay sahipleri, bu kararın Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanmasından itibaren altı ay boyunca payların devredilebilirliği hakkındaki kısıtlamalarla bağlı değildirler.”
- TTK m. 531: Bu hüküm kapsamında azınlık, haklı nedenle fesih davası açıp, şirketten çıkabilir.
Sonuç ve Değerlendirme
- Anonim şirketlerde kural, payların serbestçe devredilebilmesi olmakla birlikte sermayenin korunması için kanuni sınırlama (bağlam), pay sahipleri çevresinin bileşiminin korunması için de esas sözleşme ile pay devrinin sınırlandırılabileceği kabul edilmeiştir.
- Esas sözleşmesel sınırlamanın geçerli olabilmesi için; pay sahipleri çevresinin bileşiminin esas sözleşmede gösterilmesi ile şirket yönünden haklı (önemli) bir nedenin bulunmasına bağlıdır.
- Anonim şirkette haklı (önemli) sebep, borçlar hukuku ve şahıs şirketleri hukukunda geçerli olan ilişkiyi çekilmez hâle getirmeden farklı olarak, şirket yönünden önemli olan sebebi ifade eder.
- Bir sebebin “önemli” kabul edilebilmesi, esas sözleşmede belirtilen pay sahipleri çevresinin bileşiminin şirketin işletme konusu veya işletmenin ekonomik bağımsızlığı ile ilgili olmasına bağlıdır.
- Doktrin ve Yargıtay, pay sahiplerinin belli bir meslek, aile mensubu, belli bir yöreye ait olma, bazı durumlarda yabancı olmama ve anonim şirketin rakibi ve rakibiyle ilgili kişilere ait olmamayı önemli sebep kabul etmektedir. Belli bir aileye mensubiyetin haklı neden kabul edilmesinde farklı görüşler mevcuttur. Ancak Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin uygulaması bu hususun bir haklı neden teşkil ettiği yönündedir.
- Devre ilişkin onay verme yetkisi kural yönetim kuruluna aittir. Ancak bu yetki, esas sözleşmede düzenleme yapılarak genel kurula verilebilir.
- Pay sahipleri sözleşmesi ile yapılan sınırlama(lar) teknik anlamda bağlam teşkil etmez; pay sahipleri sözleşmesi sözleşmesinin tarafları arasında nispi etki gösterir.
[3]“Anonim ortaklık adına devir işlemine onay vermeye eğer ana sözleşmede farklı bir düzenleme bulunmuyorsa yönetim kurulu yetkilidir. (Sevi, Ali Murat, Anonim Ortaklıkta Payın Devri , Ankara 2012, 294 vd.)(Yargıtay 11. HD’nin 12/11/2019 tarih ve 2018/1486 – 2019/7096 E-K).” İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 31.03.2022 tarihli, E. 2020/838 K. 2022/369 sayılı ilâmı.
Karardan anlaşılabildiği kadarıyla yalnızca, şirket esas sözleşmesinde yer alan “pay defterine kayıtlı ortakların, pay çoğunluğunun onayı alınmaksızın pay devri yapılamaz.” düzenlemesinin başlı başına pay devrinin zorlaştırdığı ve 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 28. maddesinin 7. fıkrasına aykırılık teşkil ettiği yönündeki ilk derece mahkemesi kararının ve bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinin hukuka uygun olarak değerlendirildiği Yargıtay kararı için bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 16.09.2024 tarihli, E. 2023/4785 K. 2024/6402 sayılı ilâmı (Eklenme tarihi: 2025-01-03).




AquaSculpt is a high-quality metabolic support supplement created to help the body utilize fat more efficiently while maintaining steady
NerveCalm is a high-quality nutritional supplement crafted to promote nerve wellness, ease chronic discomfort, and boost everyday vitality.
PurDentix is a revolutionary oral health supplement designed to support strong teeth and healthy gums. It tackles a wide range of dental concerns, including gum inflammation and tooth decay
GL Pro is a natural dietary supplement formulated to help maintain steady, healthy blood sugar levels while easing persistent sugar cravings.
Backbiome is an advanced daily wellness supplement formulated to help support spinal comfort, reduce feelings of built-up tension, and promote freer, smoother movement throughout everyday life.
Boostaro is a modern mens wellness formula created to support daily vitality, stamina, and confidence through a practical, natural routine.
AquaSculpt is a high-quality metabolic support supplement created to help the body utilize fat more efficiently while maintaining steady
GL Pro is a natural dietary supplement formulated to help maintain steady, healthy blood sugar levels while easing persistent sugar cravings.
Backbiome is an advanced daily wellness supplement formulated to help support spinal comfort, reduce feelings of built-up tension, and promote freer, smoother movement throughout everyday life.