24 Temmuz 2026
Rıza GÜNDOĞDU
No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Akademik Çalışmalar
  • Güncel
  • İçtihatlar
  • Diğerleri
    • Faydalı Linkler
    • Kütüphane
    • İletişim
Rıza GÜNDOĞDU
No Result
View All Result

Anonim Şirkette Pay Devrinin Sözleşme ile Sınırlandırılması

Sayın Hâkim Dr. Orhan SEKMEN tarafından Yürürlüğünün 13. Yılında ve Yargıtay Kararları Işığında Türk Ticaret Kanunu Sempozyumunda (IX) sunulan tebliğe ilişkin notlar ve tebliğ akabinde gerçekleştirilen tartışma ve açıklamaların derlemesi.

Rıza GÜNDOĞDU Yazar: Rıza GÜNDOĞDU
27 Aralık 2025
Kategori: Güncel
Reading Time:52min read
1
4
PAYLAŞIM
425
OKUNMA
Paylaşın!Paylaşın!Paylaşın!Paylaşın!Paylaşın!Paylaşın!

⇒ Hangi olay ya da olguların haklı (önemli) neden oluşturacağı somut olaya göre belirlenmelidir. Pay devrinin sınırlandırılması ile yönetim hakkının kullanılmasının sınırlandırılmasında, rakip teşebbüs (şirket vb.) ile rakibin ilgili olduğu kişiler (rakip şirketin pay sahipleri, yöneticileri, rakip bir teşebbüs gibi) pay sahipleri çevresinin bileşiminin korunması yönünden haklı (önemli) neden oluşturur.

  • Kontrolün başkasının eline geçmesine sebep olacak pay devri,
  • Pay devriyle pay fiyatlarına zarar verecek şekilde hareket edilmesi,
  • Paydaşın payını şirkete zarar verebilecek kişilere satması 

önemli sebep teşkil eder.

  • Bir alacağın tahsiline engel olmak için pay devri yapılması gibi muhtemel, yakın ve ciddi kayıpların doğmaması için şirket, önlem alma hakkına sahip olup; bu kapsamda işletmenin ekonomik bağımsızlığını/ işletmeyi korumak için pay devri sınırlanabilir. 

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08.09.2022 tarihli, 2021/3132 E. 2022/5657 sayılı ilâmı.

«Dava, anonim şirket genel kurulunda alınan kararların butlanının tespiti, olmadığı takdirde iptali istemine ilişkindir.

Değerlendirme

1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. 6102 sayılı Kanun’un 360 ıncı maddesinin birinci fıkrası, “Esas sözleşmede öngörülmek şartı ile, belirli pay gruplarına, özellik ve nitelikleriyle belirli bir grup oluşturan pay sahiplerine ve azlığa yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınabilir. Bu amaçla, yönetim kurulu üyelerinin, belirli bir grup oluşturan pay sahipleri, belirli pay grupları ve azlık arasından seçileceği esas sözleşmede öngörülebileceği gibi, esas sözleşmede yönetim kurulu üyeliği için aday önerme hakkı da tanınabilir. Genel kurul tarafından yönetim kurulu üyeliğine önerilen adayın veya hakkın tanındığı gruba ve azlığa mensup adayın haklı bir sebep bulunmadığı takdirde üye seçilmesi zorunludur. Bu şekilde tanınacak temsil edilme hakkı, halka açık anonim şirketlerde yönetim kurulu üye sayısının yarısını aşamaz. Bağımsız yönetim kurulu üyelerine ilişkin düzenlemeler saklıdır.”, ikinci fıkrası ise “Bu maddeye göre yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınan paylar imtiyazlı sayılır.” düzenlemesini içermektedir.

Bu düzenleme uyarınca, esas sözleşmede yer verilmek şartıyla belirli bir grubu oluşturan pay sahiplerine ve azlığa yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınabilir. Dairemizin yerleşik içtihatları doğrultusunda imtiyaz, belirli grup ortaklık paylarına veya azlığa tanınır. 6102 sayılı Kanun’un 452 nci maddesinde bahsedilen müktesep haklar ise bizzat ortağın şahsına tanınır. İmtiyazlı paylar, ortaklık paylarının devriyle birlikte aynı niteliği haiz olan yeni ortağa geçerken müktesep haklar, ortaklık paylarının devriyle birlikte yeni ortağa geçmez.

Esas sözleşme ile tanınan imtiyaz çerçevesinde yönetim kurulu üyeliğine önerilen adayın veya hakkın tanındığı gruba ve azlığa mensup adayın, haklı bir sebep bulunmadığı takdirde Genel Kurul tarafından üye seçilmesi zorunludur. Ancak haklı nedenlerin varlığı hâlinde gösterilen adayın genel kurul tarafından seçilmemesi mümkündür. Hangi olay ya da olguların haklı neden oluşturacağının, somut uyuşmazlık bazında değerlendirilmesi gerekir.

Eldeki uyuşmazlıkta, 24.05.2019 tarihli genel kurulda, gündemin 3 üncü maddesinde yönetim kurulu üyelerinin seçimine geçildiğinde A ve B grubu pay sahipleri adına önerilen adayların tüm tarafların oybirliği ile seçildiği, C grubu pay sahipleri tarafından …’ın yönetim kurulu üyeliği için ismi önerildiğinde, B grubu hissedarlar tarafından C grubu pay sahibi … Holding A.Ş. tarafından önerilen …’ın, … Holding A.Ş. tarafından hisse devri planlanan şirketin ortağı olduğundan rekabet eder konumda olması, aynı sektörde başka bir şirketin sahibi bulunması ve muvazaalı hisse devri amacına hizmet ediyor olması gerekçesiyle C grubu hisse sahipleri tarafından önerilen …’ın adaylığına itiraz edilmiş olup itiraz üzerine C grubu hisse sahibi … Holding A.Ş. tarafından ret gerekçelerinin, şirket esas sözleşmesine ve yasal mevzuattan kaynaklanan haklarına aykırı olduğu ileri sürülmüş, yapılan oylamada A grubu ve B grubu hissedarların oyçokluğu ile …’ın adaylığı reddedilmiş, akabinde divan başkanı tarafından yönetim kurulunun teşekkül edebilmesi ve şirketin organsız kalmaması açısından 5. yönetim kurulu adayı için önerisi olan ya da olmayanlar sorulmuş, bunun üzerine Sera Yapı temsilcisi …’ı aday olarak göstermiş, …’ın adaylığına C grubu hisse sahibi … Holding A.Ş. tarafından itiraz edilmiş ise de, yapılan oylama sonucunda …, A grubu ve B grubu hisse sahiplerinin kabul oyu, C grubu hisse sahiplerinin ret oyu vermesi ile oyçokluğu ile yönetim kurulu üyesi olarak seçilmiştir.

Dosyaya sunulan protokol, taraflar arasında çekilen ihtarnameler ve taraf vekillerinin beyanları hep birlikte değerlendirildiğinde, C grubu pay sahibi … Holding A.Ş. tarafından yönetim kurulu adaylığına önerilen …’ın, … Holding A.Ş. tarafından davalı şirketteki hisselerinin devri planlanan ve ancak diğer ortaklar tarafından kabul edilmeyen … Turizm … A.Ş.’nin ortağı olduğu anlaşılmış olup bir şirkette güven ilişkisinin, birlikte ve ortak çalışma isteğinin önemli ve vazgeçilmez olması karşısında, C grubu pay sahibi … Holding A.Ş. tarafından yönetim kurulu adaylığına önerilen …’ın yönetim kurulu adaylığının genel kurul tarafından reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta, 6102 sayılı Kanun’un 360 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca …’ın reddi, haklı neden oluşturmaktadır.

Genel kurul tarafından C grubu pay sahibi … Holding A.Ş. tarafından yönetim kurulu adaylığına önerilen …’ın yönetim kurulu adaylığının reddi haklı nedene dayanmakta ise de, Kanun’da imtiyaz sahibi pay sahibinin önerdiği adayın haklı nedenle reddi hâlinde ilgili yönetim kurulu üyesinin nasıl seçileceğine dair açık bir düzenleme bulunmamaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun birinci maddesi, “Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır. Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa, hâkim, örf ve âdet hukukuna göre, bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir. Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır.” düzenlemesini içerdiğinden somut olaya uygun bir şekilde bu boşluğun doldurulması gerekir. Bu cümleden olarak, ilgili genel kurulda C grubu pay sahibi … Holding A.Ş. tarafından yönetim kurulu adaylığına önerilen …’ın yönetim kurulu adaylığının reddinden sonra tutanakta açıkça belirtilmek suretiyle C grubu pay sahibi … Holding A.Ş. temsilcisine başka bir yönetim kurulu adayı göstermesi için aynı toplantı içinde makul bir süre verilmesi, gerekirse toplantıya kısa bir ara verilmesi, bu hususların özellikle toplantı tutanağında belirtilmesi, bu şekilde makul bir süre verilmesinden ya da toplantıya kısa bir ara verilmesinden sonra C grubu pay sahibi … Holding A.Ş. temsilcisinden yönetim kurulu için reddedilen aday dışında yeni adayının sorulması, yeni aday sunulması hâlinde o adayın durumunun değerlendirilmesi, reddedilen aday … da ısrar edilmesi hâlinde ise diğer pay gruplarından aday sorulması gerekirken bu prosedür izlenmeden yönetim kuruluna …’ın seçilmesi isabetli değildir.

Ancak İlk Derece Mahkemesince, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün … sicil numarasında kayıtlı davalı … Yatırı[m] Holding A.Ş.’nin 24.05.2019 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında gündemin 3.1 maddesinde alınan C grubu pay sahibi … Holding A.Ş. tarafından aday gösterilen …’ın yönetim kurulu üyesi olarak seçilmemesi ve yerine …’ın C grubu adayı olarak yönetim kurulu üyesi olarak seçilmesine ilişkin kararın iptaline karar verilmesi sonuç itibariyle doğru olduğundan Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda açıklanan gerekçelerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile esastan redde karar verilmesi doğru görülmemiş, 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. »

⇒ Şirket ortaklarının belirli bir meslek grubu olan doktor ve diş hekimlerinden oluşması karşısında, protokol gereği doktor ve diş hekimi dışındaki şahıslara nama yazılı pay devri yapılamaz. Ancak, pay devrine yönelik bağlam, nama yazılı pay üzerindeki (hissedarlıktan doğan pay üzerindeki mali hakların) hakların doktor ve diş hekimi olmayanlara devrine engel oluşturmaz. 

[Kararın künyesi, tarihi (27/09/2022) dışında paylaşılmamıştır. Ancak aynı yönde daha eski tarihli kararların paylaşılan künyeleri şu şekildedir: Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 07/06/2017 tarihli, 2016/433 E. 2017/3502 sayılı ilâmı ve 15/09/2015 tarihli, 2014/12629 E. 2015/9269 sayılı ilâmı.]

⇒ Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, ön alım hakkının önemli sebep teşkil ettiğini kabul etmektedir.

«Borsaya kote edilmemiş nama yazılı payların devrinin pay sahiplerine tanınan ön alım hakkı ile sınırlandırılması yönündeki bağlam kuralı geçerlidir.»

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08.09.2022 tarihli, 2021/3132 E. 2022/5657 sayılı ilâmı.

“…şirket ana sözleşmesindeki pay devrini kısıtlayan hükümlerin 6102 sayılı TTK’daki kısıtlamaları aşan şartlar taşıdığı ve süresinde ana sözleşme değişikliği yapılmadığı, bu nedenle ana sözleşme hükümlerinin 6102 sayılı TTK karşısında geçerliliğinin kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak 6102 sayılı TTK’nın 492. maddesinde öngörülen bağlam kuralı, anasözleşmedeki bağlam kuralını ortadan kaldıracak nitelikte değildir. Diğer bir deyişle anasözleşmenin 8/C-c. maddesi ortaklar arasında eşitlik ilkesini bozan bir hüküm içermemektedir. O halde davalı şirketin yönetim kurulunun, şirket anasözleşme hükmüne aykırı olarak pay devrinin onaylanması yönündeki kararı ana sözleşmedeki bağlam kuralına aykırıdır. Buna göre açıklanan nedenlerle istinaf mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.”

⇒ Şirketin tasfiyeye girmesi ile birlikte pay devrinin sınırlandırılmasına ilişkin esas sözleşme hükümleri geçerliliğini yitirir. 

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 29.05.2024 tarihli, 2023/1810 E. 2024/4429 sayılı ilâmı.


⇒ Kanuni veya esas sözleşmesel bağlama aykırılık iddiasıyla açılan davada, payları devre konu olan şirketin de devreden [veya] devralanla birlikte davalı olarak gösterilmesi gerekir.[2] 

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 12.02.2025 tarihli, 2024/2068 E. 2025/839 sayılı ilâmı.

“Somut dosyada her ne kadar 01.02.2016 tarihli genel kurulda davacı adına atılan imzanın sahte olduğu iddiası ile hisse devrinin iptaline ilişkin dava açılmış ise de anılan genel kurul kararındaki davacı imzasının davacı elinden çıkmadığı tespit edilmiş olmakla birlikte; aynı genel kurulda şirket ana sözleşmesindeki hisse devrini kısıtlayan 15. maddenin uygulamasını kısıtlayan bir karar alınmadığı anlaşılmıştır. Ne var ki aynı tarihli, 2016/2 K. numaralı yönetim kurulu kararında davacıya ait açık talimat ya da sözleşme bulunmaksızın paylarının asıl davada davalı …’ e devredildiği, bunun yine davacı adına imzalandığı görülmektedir. Bu durumda Mahkemece paylarının devri söz konusu olan Anonim Şirketin davalı sıfatı ile davaya dahil edilebilmesi için, davacı tarafa süre verilerek şirkete karşı dava açılmasının sağlanması ile yönetim kurulu kararına konu devrin hukuki dayanağının bulunup bulunmadığının tespit edilerek uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru olmamıştır.”


[2] Dikkate şayan bir örnek olması açısından ve TTK m. 493’e  dayalı olarak devrin onaylanmamasının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla açılan davada asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu yönünde bir BAM (istinaf) kararı için bkz. “Dava konusu uyuşmazlıklardan ilki; davacının murisi …’ın ölüm tarihi itibariyle itibariyle davalı şirketlerde bulunan paylarından davacıya miras yolu ile intikal etmesi gerektiğini ileri sürdüğü paylar bakımından TTK’nun 493 maddesine dayalı olarak devrin onaylanmamasının hukuka aykırı olup olmadığı; ikincisi ise muris …’ın sağlığında davalı şirketlerde sahip olduğu payların davacıdan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak davalı gerçek kişilere devredilip devredilmediğine ilişkindir. Davacı yanın tenkis veya denkleştirme talebi bulunmamaktadır. Uyuşmazlıklardan ilkinin mutlak ticari dava olduğunda şüphe yoktur. Uyuşmazlıklardan ikincisi bakımından ise murisin sağlığında gerçekleştirilen hisse devirlerinin muvazaa nedeniyle geçersiz olup olmadığı hususlarında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi ise de; her iki talebin birlikte değerlendirilmesi gerektiği, taleplerden ilkinin özel görevli mahkeme olan ticaret mahkemesinin görev alanına girmesi nedeniyle, ikinci talebin de özel görevli mahkeme olan asliye ticaret mahkemesinde görülmesinin zorunlu olduğu, davacının tenkis ve/veya denkleştirme talebi bulunmaması karşısında, ikinci talep bakımından da yargılamanın miras hukukuna ilişkin hükümler çerçevesinde değil, TBK’nun 19 maddesi çerçevesinde çözülüp sonuçlandırılacağı, davacının muvazaaya yönelik ikinci talebi bakımından da asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu, mahkemece bu hususlar nazara alınarak işin esasına girilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile görevsizlik kararı verilmesinin yerinde olmadığı anlaşılmış, davacı yanın istinaf başvurusu haklı bulunmuştur.” İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 03/07/2025 tarihli, E. 2024/1955 K. 2025/1172 sayılı ilâmı (Eklenme tarihi: 2025-31-12.).

Şirket hisselerinin davacı adına pay defterine kaydedilmesi talebinin şirketin hukukunu da ilgilendirdiği gerekçesiyle davada taraf olması gerektiği hakkında bir BAM (istinaf) kararı için bkz. “Davacı tarafça önalım hakkı kullanılarak şirket hisselerinin devir işleminin iptali ile hisselerin davacı adına kaydedilmesi talep edilmiştir. Şirket hisselerinin davacı adına pay defterine kaydedilmesi talebi dava dışı şirketin hukukunu ilgilendirmekte olup, esasen şirketin de davada taraf olarak yer alması gerekir. Bu halde ilk derece mahkemesince, dava dışı … A.Ş. Yönünden de eldeki dava dosyası ile birleştirme talepli dava açılması ve bu dava açıldıktan sonra yine bu dava yönünden şirketin ihya edilmesi için davacı tarafa süre verilerek, bu işlemler tamamlandıktan sonra şirketin pay defteri incelenip, hisseleri devralan davalıların terkinden önce şirkete başvurularının bulunup bulunmadığı ile TTK’nın 493/7, 340 ve 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 28/7. maddesi de gözetilerek esas sözleşmede yer hükmün TTK’nın 493/2 maddesi bağlamında haklı sebep oluşturup oluşturmayacağı, şirket yönetim kurulunun ana sözleşmenin bu hükmü nedeniyle davalı şahıslar arasında yapılan devri onaylamaktan kaçınması gerekip gerekmediği üzerinde durularak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken gerekirken eksik inceleme ile yargılamanın sonuçlandırılması doğru görülmemiştir.” İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 13/06/2024 tarihli, E. 2021/519 K. 2024/922 sayılı ilâmı (Eklenme tarihi: 2026-02-06.).


Page 2 of 4
Prev1234Next
Etiketler: anonim şirketbağlambedeli tamamen ödenmemiş nama yazılı paylarborsaya kote edilmemiş nama yazılı paylaresas sözleşmeesas sözleşmesel bağlamesas sözleşmesel sınırlamaesas sözleşmeyle sınırlamahaklı sebephisse devriiçtihatintifa hakkıişletme konusuişletmenin ekonomik bağımsızlığıkaçış klozukanuni sınırlamaönalım hakkıönemli sebeppay devripay sahipleri çevresinin bileşimipay sahipleri sözleşmesired sebeplerirehin hakkısempozyumşirketler hukukuticaret hukukuticaret kanunuTTKTTK 421TTK 485TTK 490TTK 491TTK 492TTK 493yargıtayyargıtay kararıyetkili organ

Son Yazılar

Güncel

Tacirin Basiretli İş Adamı Gibi Hareket Etme Yükümü (TK m. 18/2)

31 Ocak 2026
İstanbul, İstanbul, İstanbul
Güncel

İstanbul, İstanbul, İstanbul

6 Nisan 2025
Kripto Varlıklara İlişkin İkincil Düzenlemeler Resmî Gazetede Yayımlandı
Mevzuat

Kripto Varlıklara İlişkin İkincil Düzenlemeler Resmî Gazetede Yayımlandı

13 Mart 2025
İşletmenin Muhasebesiyle İlgili Olmayan Ticari Defterlerin Elektronik Ortamda Tutulması Hakkında Tebliğ
Güncel

İşletmenin Muhasebesiyle İlgili Olmayan Ticari Defterlerin Elektronik Ortamda Tutulması Hakkında Tebliğ

14 Şubat 2025
KURULUŞ VE ESAS SÖZLEŞME DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIK İZNİNE TABİ ŞİRKETLER
Güncel

6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununa Göre Uygulanacak Olan İdari Para Cezalarına İlişkin Tebliğ

28 Aralık 2024
Genel Kurul Kararının İptalinin Talep Edilebilmesi İçin Kararın Tescil ve İlan Edilmesinin Gerekmediği Hakkında Kararlar
İçtihatlar

Somut Olayı Aşan Kararlar

7 Eylül 2024
Next Post

Tacirin Basiretli İş Adamı Gibi Hareket Etme Yükümü (TK m. 18/2)

Comments 1

  1. Geri bildirim: Anonim Şirket Paylarının Devrinde Önalım Hakkı - Rıza GÜNDOĞDU

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Abonelik Formu!

Asla spam gönderilmez.

Kategoriler

  • Akademik Çalışmalar (2)
  • Faydalı Linkler (4)
  • Güncel (52)
  • İçtihatlar (32)
  • Kütüphane (18)
    • Genel (6)
    • Mevzuat (6)
    • Özel Hukuk (3)

En Yeni Yazılar

Güncel

Tacirin Basiretli İş Adamı Gibi Hareket Etme Yükümü (TK m. 18/2)

Yazar: Rıza GÜNDOĞDU
31 Ocak 2026
0

Sayın Dr. Numan Sabit SÖNMEZ tarafından Yürürlüğünün 12. Yılında ve Yargıtay Kararları Işığında Türk Ticaret Kanunu Sempozyumunda (VIII) sunulan tebliğe...

Read more
Güncel

Anonim Şirkette Pay Devrinin Sözleşme ile Sınırlandırılması

Yazar: Rıza GÜNDOĞDU
27 Aralık 2025
1

Sayın Hâkim Dr. Orhan SEKMEN tarafından Yürürlüğünün 13. Yılında ve Yargıtay Kararları Işığında Türk Ticaret Kanunu Sempozyumunda (IX) sunulan tebliğe...

Read more
Genel Kurul Kararının İptalinin Talep Edilebilmesi İçin Kararın Tescil ve İlan Edilmesinin Gerekmediği Hakkında Kararlar
İçtihatlar

Şirketler Hukukunda Tahkim (Mahkeme Kararları)

Yazar: Rıza GÜNDOĞDU
10 Ekim 2025
0

Şirketler hukukunda tahkim konusunda verilmiş mahkeme kararları.

Read more
İstanbul, İstanbul, İstanbul
Güncel

İstanbul, İstanbul, İstanbul

Yazar: Rıza GÜNDOĞDU
6 Nisan 2025
0

2016 yılında yazdığım "İstanbul, İstanbul, İstanbul" isimli şiirim.

Read more

Hakkımda

Bu site vasıtasıyla; sosyal ve mesleki olarak yararlandığım bilgileri sistemli ve paylaşılabilir olarak arşivlemek; yargı kararları, bilimsel çalışmalar/etkinlikler ve güncel hukuki haberler/gelişmeler paylaşmayı amaçlamaktayım.

Kategoriler

  • Akademik Çalışmalar
  • Faydalı Linkler
  • Genel
  • Güncel
  • İçtihatlar
  • Kütüphane
  • Mevzuat
  • Özel Hukuk

Son Yazılar

  • Tacirin Basiretli İş Adamı Gibi Hareket Etme Yükümü (TK m. 18/2)
  • Anonim Şirkette Pay Devrinin Sözleşme ile Sınırlandırılması
  • Şirketler Hukukunda Tahkim (Mahkeme Kararları)
  • Hakkımda
  • Yasal Uyarı & Bilgilendirme
  • İletişim

© 2021 www.rizagundogdu.com.tr - Tüm Hakları Saklıdır.

No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Akademik Çalışmalar
  • Güncel
  • İçtihatlar
  • Diğerleri
    • Faydalı Linkler
    • Kütüphane
    • İletişim

© 2021 www.rizagundogdu.com.tr - Tüm Hakları Saklıdır.

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Create New Account!

Fill the forms bellow to register

All fields are required. Log In

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In