24 Temmuz 2026
Rıza GÜNDOĞDU
No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Akademik Çalışmalar
  • Güncel
  • İçtihatlar
  • Diğerleri
    • Faydalı Linkler
    • Kütüphane
    • İletişim
Rıza GÜNDOĞDU
No Result
View All Result

Sermaye Şirketlerinin ve Kooperatiflerin Ek Tasfiyesiyle İlgili Güncel Kararlar

Ticaret sicilinden re'sen ya da olağan tasfiye prosedürünün tamamlanmasının akabinde talep üzerine terkin edilen ancak, zaruri olarak ek tasfiyesine (ihyasına) karar verilmesi gereken şirketlerle/kooperatiflerle ilgili olarak; daha önce verilmiş (belirli bir işlem veya uyuşmazlıkla sınırlı olsa dahi) bir ek tasfiye (ihya) kararı bulunduğu takdirde, yeni bir ek tasfiye/ihya kararı verilmesine gerek yoktur.

Rıza GÜNDOĞDU Yazar: Rıza GÜNDOĞDU
3 Temmuz 2021
Kategori: Güncel, İçtihatlar
Reading Time:113min read
0
11
PAYLAŞIM
1.1k
OKUNMA
Paylaşın!Paylaşın!Paylaşın!Paylaşın!Paylaşın!Paylaşın!

⇒ “İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ihyası istenen dava dışı şirketin … nezdindeki kaydının devam ettiği, şirketin halen faal olduğu, sicildeki kaydının silinmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığı, tüzel kişiliğinin devam ettiği, bu nedenle de davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı, belirtilerek; davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine, karar verilmiştir.

GEREKÇE: Dava, resen sicilden terkin olunan şirketin ihyası istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir.

1. Dairemizce HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.

2. Toplanan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ihyası istenilen…… Şirketi’nin Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarına göre faal olmasına, söz konusu şirketin daha önce Gaziantep Ticaret Sicili Müdürlüğü nezdinde kayıtlı iken merkez nakli ile ……ne tescil edilmesine, her ne kadar davacı tarafından istinaf dilekçesi ekinde sunulan mersis kaydında şirketin terkin edildiği belirtilmiş ise de söz konusu kaydın şirketin Gaziantep Ticaret Sicili Müdürlüğünden nekledilmiş olması nedeniyle düzenlenmiş olmasına, ….. kayıtlarına göre şirketin faal olup faal durumda bulunan ve tüzel kişiliği devam eden şirketin ihyasının yönünden davacının mevcut korunabilir bir hukuki yararın bulunmadığının anlaşılmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacının istinaf itirazları yerinde değildir.

Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.”

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 11.09.2025 tarihli, E. 2025/743 K. 2025/1162 sayılı ilâmı (Eklenme Tarihi: 2026-01-03).


⇒ “İhyasına karar verilen şirket aleyhine, davacı tarafça bu şirketin keşide ettiği çekin karşılıksız çıkmasından dolayı yenilenen İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğünün … Esas (eski esas 2019/…) sayılı icra takip dosyasında 11/02/2019 tarihinde icra takibi başlatıldığı, söz konusu icra takibinde taraf teşkilinin sağlanması, icra takibine devam edilerek infaz işlemlerinin tamamlanması ve ek tasfiye işlemlerinin yapılması için yeniden sicile tescil edilmesi ve tasfiye işlemleri eksik bırakıldığından ek tasfiye işlemleri yönünden tasfiye memurunun görevinin devamına karar verilmesi gerekir. Bu nedenle Mahkemece, davacının şirketin ihyasını talep etmekte hukuki yararının bulunduğu kabul edilerek ihyasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi, ihyası talep edilen şirketin keşide ettiği ve karşılıksız çıkan bir çekin bulunduğu, söz konusu çeke ilişkin tasfiye ve terkin kararından önce icra takibi başlatıldığı, yine bu tarihlerden önce borçlu şirkete ödeme emrinin 20/02/2019’da tebliğ edildiği ve davalı tasfiye memurunun şirketin münferiden yetkili temsilcisi olduğu da gözetildiğinde şirket hakkında icra takibi bulunduğunu bilmesine rağmen tasfiye işlemlerini eksik tamamlayarak şirketi terkin ettirdiği ve dava açılmasına sebebiyet verdiği anlaşılmakla Mahkemece aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi de isabetli olup, davalı tasfiye memuru vekilinin aksi istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.”

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 16.10.2025 tarihli, E. 2025/1311 K. 2025/1680 sayılı ilâmı (Eklenme Tarihi: 2026-01-03).


⇒ “Dava; TTK’nun 547 maddesi uyarınca anonim şirketin ihyası istemine ilişkin olup, mahkemece davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İhyası istenen ve davalı olarak gösterilen İstanbul Ticaret Odası nezdindeki ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edilen şirketin sicil kayıtları kapsamından; şirketin halen tasfiye halinde olduğu; ancak tasfiyesi sonlanmadığından sicilden terkin edilmediği, ticaret sicil gazetesinde yapılan en son ilanın da 27/03/2013 tarihli alacaklılara çağrı ilanı olduğu, davalı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilmiş bir re’sen terkin işlemi de bulunmadığı, buna göre şirket tüzel kişiliği sona ermemiş olduğundan, diğer ifade ile şirket tüzel kişiliği tasfiye amacı ile devam etmekte bulunduğundan, davacının terkin edilmemiş şirketin ek tasfiye amacıyla ihyasını talep etmekte hukuki yararının mevcut olmadığı, zira mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere kurum alacağının dayalı olduğu ilamın infazı için başlatılan takipte tebligatın doğrudan tüzel kişiliği devam eden şirkete ve tasfiye memuruna tebliği mümkün olup, adres bilgisi eksikliği söz konusu ise bu eksikliğin Tebligat Kanunu’nun ilgili hükümleri çerçevesinde giderileceği, hukuki yarar dava şartı olup, mahkemece re’sen dikkate alınmasının zorunlu olduğu, bu durumda mahkemece davanın 6100 Sayılı HMK’nun 114/1-h ve 115/2 fıkraları hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmış olup, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK’nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.”

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 13.11.2025 tarihli, E. 2025/1985 K. 2025/1900 sayılı ilâmı (Eklenme Tarihi: 2026-01-03).


⇒ “Davalı tasfiye memuru vekili terkinden itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde davanın açılmadığını ileri sürmüş ise de; TTK’nın 547.maddesinde zamanaşımı veya hak düşürücü süre öngörülmediği, olağan tasfiyenin tamamlanması nedeniyle sicil kaydının terkin edildiği, bu nedenle TTK’nın geçici 7 maddesindeki Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilen hak düşürücü sürenin uygulanması söz konusu olmadığından davalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.

Şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilecektir. Ticaret Sicil kayıtlarında Tasfiye Halinde … San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin tasfiyesinin sona erdiği 30/04/2015 tarihinde tescil edilerek sicil kaydının terkin edildiği, şirketin kira ilişkisine bağlı olarak hukuki süreçlerin başlatılması ve muhtemel takip ve davaların sonuçlandırılabilmesi için davacının ihya talebinde hukuki yararı bulunmaktadır. Taraflar arasında kira ilişkisi bulunup bulunmadığı, kira sözleşmesindeki imzaların ihyası talep edilen şirket yetkilisine ait olup olmadığı hususları iş bu davanın konusunu teşkil etmemektedir. İncelenmesi talep edilen hususlar kira ilişkisi hakkında başlatılacak yargı süreçlerinde gerek görülürse incelenip değerlendirilecektir. Açıklanan nedenlerle, şirketin sınırlı ihyasına, tasfiye memuru atanmasına, eksik tasfiye yapması nedeniyle davalı tasfiye memuru aleyhine yargı gideri ve vekalet ücreti hükmedilmesinde isabetsizlik olmadığı, davalı tasfiye memuru …’ın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.”

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 02.05.2025 tarihli, E. 2025/628 K. 2025/709 sayılı ilâmı (Eklenme Tarihi: 2026-01-03).


⇒ “Türk Ticaret Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca kurulmuş bir şirketin tasfiyesi, faaliyete son verme ve şirketin her türlü hesaplarının kapanması neticesini doğuran bir süreçtir. Şirketin fesih veya infisah edilmesi ile başlayan tasfiye süreci, tasfiye işlemlerinin tamamlanması sonrasında şirketin ticaret sicil kaydının silinmesi ile son bulur. Bu sürecin tamamlanması ile şirketin tüzel kişiliği de ortadan kalkar. Ancak, bir şirketin ticaret sicil kaydından terkin edilmesinden sonraki bir tarihte de borcu ortaya çıkabilir veya şirkete ait bir hakkın varlığı terkinden sonra öğrenilebilir. Bu gibi durumların ortaya çıkması hâlinde, şirketin ihyası davası açılması gerekmektedir. İhya süreci, bir anlamda şirketin geçici olarak canlandırılması anlamına gelmektedir.

Somut olayda, İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun … ticaret sicil numarasında kayıtlı davalı … T.A.Ş.’ın, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 134/9 maddesi ve 02.09.2006 tarihli ve 26277 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun Kontrolündeki Şirketlerin Tasfiyesine Dair Yönetmelik” hükümleri uyarınca Fon Kurulunun 09.08.2007 tarihli ve 2007/382 sayılı kararı ile tasfiyesine ve sicilden terkin olunmasına karar verilmiştir. Karar gereği Fon adına hareket eden tasfiye komisyonu tarafından 15.08.2007 tarihli ve 2007-189/2 sayılı yazı ile İstanbul Ticaret Sicil Memurluğuna ilansız terkin işleminin yapılması hususunun bildirildiği, İstanbul Ticaret Sicili Memurluğunun 21.08.2007 tarihli ve …/… sayılı yazısı ile de anılan şirketin sicilden terkin edildiği, … T.A.Ş. Tasfiye Komisyonu’nun 11.05.2017 tarihli, 02.12.2019 tarihli ve 16.01.2025 tarihli yazıları ile halen tasfiye işlemlerinin devam ettiği anlaşılmaktadır.

5411 sayılı Kanun’un 134/9 maddesinde, “…Fon Kurulu tarafından tasfiyesine karar verilen şirketlerin iflas ve ihyası istenemez…” hükmü bulunmakta olup, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun Kontrolündeki Şirketlerin Tasfiyesine Dair Yönetmelik’in 7/4 maddesinde de, “Kurul tarafından tasfiyesine karar verilen şirketlerin iflas ve ihyası istenemez.” denilmek suretiyle benzer şekilde bir düzenlemeye yer verilmiştir.

Davalı şirketin ihya edilemeyecek şekilde ticaret sicil kaydından terkin edilmesine ve tasfiyesine karar verilmesine göre yargılamanın devamı için husumetin kime yöneltilmesi gerektiği belirlenmelidir.

5411 sayılı Kanun’un 134/9 maddesi; “…Yapılan ilân neticesinde kayıt altına alınan alacaklar Fon tarafından bu Kanun, 6183 sayılı Kanun ve İcra ve İflas Kanununun 206. maddesine uygun olarak düzenlenecek sıra cetveli ile tasfiye kararı verilen şirketin alacaklılarına dağıtılır. Bu madde hükümlerine uygun olarak tasfiye olunan şirketlerin hâkim ortakları ve yöneticileri ile üçüncü şahıslar aleyhine açılan şahsi sorumluluk, iflas ve alacak davaları kanunî halef; ceza davaları kanunî müdahil sıfatıyla Fon tarafından devam ettirilir.” şeklinde düzenlemiştir.

Öte yandan, 01.09.2016 tarihli ve 29818 sayılı (2. mükerrer) Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 674 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin “Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun satış ve tasfiyeye ilişkin yetkileri” başlıklı 20/1 maddesinde “19.10.2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından devralınan şirketler ve bunların varlıkları ile ilgili olarak Fona verilen yetkiler, bu Kanun Hükmünde Kararname ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde, bu şirketlerin yahut bunların sahiplerinin Fona borçlu olup olmadığına ve varlıkları üzerinde Fon haczi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kıyasen uygulanır. Bu madde kapsamında Fon tarafından atanan veya görevlendirilenler, 5411 sayılı Kanunun 127. maddesi hükümlerinden yararlanır. Şirketlerin tasfiye işlemlerini yürütmek üzere Fon Kurulu tarafından görevlendirilen tasfiye komisyonu, adli işlemler veya davalar bakımından taraf ehliyetine sahiptir. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atandığı şirketlerin ya da bunların varlıklarının bu madde kapsamında satışından elde edilecek tutarlar yargılamanın kesin hükümle sonuçlandırılmasına kadar bir hesapta nemalandırılır.” hükmüne yer verilmiştir.

Belirtmek gerekir ki, 674 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 20. maddesinin birinci fıkrasında yer alan hüküm 24.11.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6758 sayılı Kanunun 20/1 maddesi ile aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.

6758 sayılı Kanun’un 20/1 maddesinde açık bir şekilde belirtildiği üzere şirketlerin tasfiye işlemlerini yürütmek üzere Fon Kurulu tarafından görevlendirilen tasfiye komisyonu taraf ehliyetine sahiptir. Bu itibarla, somut olayda husumetin tasfiye komisyonuna yöneltilmesi suretiyle yargılamaya devam edilmesi gerekmektedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.10.2020 tarihli ve 2016/865 E., 2020/733 K. sayılı ilamı).

O halde Mahkemece, husumetin tasfiye komisyonuna yöneltilmesi gerektiği gözetilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra esas hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.”

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 12.05.2025 tarihli, E. 2025/511 K. 2025/2733 sayılı ilâmı (Eklenme Tarihi: 2026-01-03). Benzer yönde bir onama kararı için bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24.03.2025 tarihli, E. 2025/1259 K. 2025/2064 K. sayılı ilâmı.


[Ek Tasfiye/İhya Davalarında Asli Müdahalenin Mümkün Olmadığı Hakkında BAM Kararı]

⇒ “Eldeki dava TTK’nın geçici 7. maddesi ile resen terkin edilen şirketin, terkinin usulsüz olduğu gerekçesiyle kalıcı olarak ihyası istemine ilişkindir. … AŞ ve … AŞ vekilince asli müdahale talebinde bulunulmuş ise de HMK’nın 65. maddesi uyarınca ayrı bir dava olarak açılması gerekir. Esasen eldeki ihya davasının niteliği gereği asli müdahale mümkün değildir. Zira asli müdahale eden, dava konusunun esasen kendisine ait olduğunu iddia ederek asıl davanın taraflarına karşı bir dava açmak suretiyle talepte bulunur. İhya davasında ise böyle bir talep söz konusu olmadığından, asli müdahale davası açılması da söz konusu olamayacaktır. İstinaf eden bu iki şirketin talebi, davalı yanında feri müdahale niteliğinde olup, feri müdahil olarak kabul edilseler dahi feri müdahillerinde tek başlarına kararı istinaf hakları bulunmamaktadır (HMK m.68). Bu nedenle, ilk derece mahkemesince, müdahale talebinin reddine dair verilen ara kararda usule ve yasaya aykırılık bulunmadığından, bu yöne ilişkin istinaf başvuru nedeni yerinde görülmemiştir. Müdahale talep edenlerin istinaf başvuru hakları bulunmamakla birlikte, ilk derece mahkemesinin istinaf başvurusunu reddetme yetkisi yoktur. Zira istinaf başvurusu hakkında ilk derece mahkemesini kara verebileceği davalar HMK’nın 344 ve 346. maddesinde sayılanlarla sınırlı olup istinaf başvurusu yapanların başvuru hakkının bulunup bulunmadığı konusunda ilk derece mahkemesi karar veremeyeceğinden, istinaf başvurusunun reddine dair 25.03.2025 tarihli ek karar usule aykırı olduğundan, ek kararın kaldırılarak bu iki şirketin istinaf başvuruları hakkındaki değerlendirmenin Dairemizce yapılması gerekmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere, müdahale talep eden şirketlerin ilk derece mahkemesi kararını istinaf etme hakları bulunmadığından, başvurunun usulden reddine karar vermek gerekmiştir.”

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 10.07.2025 tarihli, E. 2025/816 K. 2025/1266 sayılı ilâmı (Eklenme Tarihi: 2026-01-03).


⇒ “Tasfiye ve sicilden terkin edilmiş şirketin ihyası istemli davada, şirketin tasfiye memuru …’in vefat etmesi nedeniyle şirket ortaklarından … ve … tasfiye memuru olarak atanmasında hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte, tasfiye sürecinde görev almayan ve sorumluluğu söz konusu olmayan, bu aşamada yalnızca yasal gereklilik nedeniyle tasfiye memuru olarak görevlendirilen davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmiş olması doğru olmamıştır. (Y11.H.D’nin 22/05/2024 tarih ve E: 2024/2825-K: 2024/4202).”

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 04.12.2024 tarihli, E. 2024/150 K. 2024/1762 sayılı ve aynı yönde 16.04.2024 tarihli, E. 2025/259 K. 2025/488 K. ilâmları (Eklenme Tarihi: 2026-01-03).


⇒ “Somut uyuşmazlıkta davacı vekili, davacı tarafından ihyası talep edilen şirket aleyhine İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/… Esas sayılı dosyası ile tapu iptal ve tescil davası açıldığı ve yargılama esnasında ihyası talep edilen … Anonim Şirketi’nin ticaret sicilinden terkin edildiğinin tespit edilmesi üzerine Mahkemece taraf teşkilinin sağlanabilmesi için, şirketin ihyası davası açmak üzere kendilerine süre verildiğini ve iş bu davanın açıldığını ileri sürmüştür. Davalı tasfiye memuru ise cevap dilekçesinde ihyası talep edilen şirketin hiç bir zaman İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/… Esas sayılı dosyasının tarafı olmadığını, bu davaya konu taşınmaz ile kendilerine husumet [yöneltilecek] bir bağlantının bulunmadığını, dosyada asıl taraf olan …. A.Ş. ile tasfiye edilen …. A.Ş. arasındaki isim benzerliği sebebiyle İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/… Esas sayılı dosyasında ara karar oluşturulduğunu, bu ihtilaflı hususun Mahkemesine müzekkere yazılarak açıklığa kavuşturulmasını talep etmiştir. Davalı vekili tarafından ileri sürülen bu hususlar istinaf sebebi olarak da ileri sürülmüştür. Mahkemece davalı vekilinin talebine rağmen İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/… Esas sayılı dosyasına ihtilaflı olan bu hususların açıklığa kavuşturulması için müzekkere yazılmadığı, ön inceleme duruşmasında Uyap üzerinden ihyası talep edilen şirketin söz konusu dosyada davalı olduğunun tespit edildiği belirtilerek yargılamaya devam edildiği ve karar verildiği anlaşılmıştır. İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından Uyap ortamında gönderilen dava dosyası evrakları tek tek incelendiğinde davacı tarafından ihyası talep edilen şirket aleyhine açılan davaya ilişkin dava dilekçesi veya dahili dava dilekçesinin görülemediği, …. A.Ş. tarafından sunulan bilirkişi raporuna beyan dilekçesinin bulunduğu, dosyanın Uyap ortamında başka birimden dosya görüntüleme ekranından yapılan incelemede dosyaya ekli taraf sayısının 1444 olduğu, bunlar arasında ihyası talep edilen şirketin de davalı olarak eklendiği, ancak …. A.Ş.nin taraf olarak ekli görünmediği, davacı tarafından dava dilekçesi ve dahili dava dilekçesi ile çok sayıda kişiye karşı davanın yönlendirildiği, dosyanın birleşen dosyalar ile birlikte kapsamlı bir dosya olduğu anlaşılmakla ihyası talep edilen şirkete karşı dava açılıp açılmadığı şüpheden uzak bir şekilde tespit edilememiş ve denetlenememiştir. Bu durumda Mahkemece İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/… Esas sayılı dava dosyasında davacı tarafından ihyası talep edilen şirkete karşı dava yönlendirilip yönlendirilmediği ve gerçekten davalı olup olmadığı, Uyap ortamından sehven davalı olarak eklenip eklenmediği, … A.Ş. ile isim benzerliğinden dolayı karışıklık bulunup bulunmadığının bildirilmesi ve ihyası talep edilen şirkete dava açılmış olması halinde bu şirkete hitaben düzenlenen dava dilekçesi veya dahili dava dilekçesinin, bu şirkete karşı açılan dava tarihinin, tasfiye memuruna tebligat yapılmış olması halinde tebligat parçasının ve tarihinin, cevap verilmiş olması halinde sunulan beyan dilekçelerinin gönderilmesi için müzekkere yazılması, müzekkere cevabına göre davacının ihya talebinde hukuki yararının bulunup bulunmadığının tespiti ve tasfiye memurunun davadan haberdar olup olmamasına göre aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilip hükmedilmeyeceğinin değerlendirilmesi gerekmekte olup, Mahkemece eksik araştırma ve değerlendirme ile karar verildiği anlaşılmıştır.”

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 02.04.2026 tarihli, E. 2026/634 K. 2026/648 sayılı ilâmı (Eklenme Tarihi: 2026-05-26).


⇒ “İhya davasının başka bir davanın sonucunu beklemesi hukuken mümkün olmayıp, öncelikle ihyanın sağlanması gerekir. Esasen alacağın varlığı ve yokluğu ihya davası sonucunda taraf teşkili sağlandıktan sonra itirazın iptali ve tasarrufun iptali davalarında tartışılacaktır. Derdest olan bu dava ve takiplerde taraf teşkilinin sağlanarak yargılama yapılması ve takip işlemlerinin yürütülmesinin sağlanması bakımından tasfiye halindeki şirketin ihyasını talep etmekte hukuki davacının yararı bulunmaktadır. TTK’nın 547. maddesi uyarınca, tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olması halinde, ilgililerin şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden bu ek işlemlerin sonuçlandırılıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilecekleri, mahkemenin talebi yerinde görmesi halinde tasfiye memurları veya yeni bir veya birkaç tasfiye memuru atayarak tescil ve ilan ettireceği anlaşılmıştır. Mahkemece, yasal şartların oluşması nedeniyle şirketin ihyasına karar verilmesinde ve yasa hükmü gereği davalının tasfiye memuru olarak atanmasında, tasfiye memuru görevi bulunmayan diğer şirket ilgilileri hakkındaki davanın husumetten reddedilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Mahkeme kararında yeterli gerekçenin bulunduğu, davalı yanca tasfiyenin eksiksiz yapıldığının savunulmasına rağmen, derdest dava ve takiplerin bulunması halinde sonucunun beklenmeden şirketin terkin edilmesinin eksik tasfiye niteliğinde olduğu, ek tasfiyenin zorunlu olduğu, davalının diğer savunmalarının yapılacak yargılamalarda tartışılacak olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararında isabetsizlik bulunmadığından davalı tasfiye memuru vekilinin tüm istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir.”

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 17.06.2021 tarihli, E. 2020/1606 K. 2021/777 sayılı ilâmı (Eklenme Tarihi: 2026-05-28).


Page 6 of 6
Prev1...56
Etiketler: ek tasfiyehukuki yararhusumetiflasiflas tasfiyesiihyaihya davasıihya kararıkooperatifmünfesih şirketşirketşirket malvarlığısınırlı ihyatasfiyetasfiye komisyonutasfiye masraflarıtasfiye memurutasfiye memurunun ücretiterkintescilticaret kanunuticaret siciliTTK 547TTK Geçici 7. maddetürk ticaret kanunuusul ekonomisiyargıtayyargıtay kararı

Son Yazılar

Güncel

Tacirin Basiretli İş Adamı Gibi Hareket Etme Yükümü (TK m. 18/2)

31 Ocak 2026
Güncel

Anonim Şirkette Pay Devrinin Sözleşme ile Sınırlandırılması

27 Aralık 2025
Genel Kurul Kararının İptalinin Talep Edilebilmesi İçin Kararın Tescil ve İlan Edilmesinin Gerekmediği Hakkında Kararlar
İçtihatlar

Şirketler Hukukunda Tahkim (Mahkeme Kararları)

10 Ekim 2025
İstanbul, İstanbul, İstanbul
Güncel

İstanbul, İstanbul, İstanbul

6 Nisan 2025
Kripto Varlıklara İlişkin İkincil Düzenlemeler Resmî Gazetede Yayımlandı
Mevzuat

Kripto Varlıklara İlişkin İkincil Düzenlemeler Resmî Gazetede Yayımlandı

13 Mart 2025
İşletmenin Muhasebesiyle İlgili Olmayan Ticari Defterlerin Elektronik Ortamda Tutulması Hakkında Tebliğ
Güncel

İşletmenin Muhasebesiyle İlgili Olmayan Ticari Defterlerin Elektronik Ortamda Tutulması Hakkında Tebliğ

14 Şubat 2025
Next Post
Davanın Açılmamış Sayılması Hâlinde TBK m. 158’den Yararlanılabilir Mi?

Ecrimisil Bedelinin Belirlenmesinde Önemli İçtihatlar

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Abonelik Formu!

Asla spam gönderilmez.

Kategoriler

  • Akademik Çalışmalar (2)
  • Faydalı Linkler (4)
  • Güncel (52)
  • İçtihatlar (32)
  • Kütüphane (18)
    • Genel (6)
    • Mevzuat (6)
    • Özel Hukuk (3)

En Yeni Yazılar

Güncel

Tacirin Basiretli İş Adamı Gibi Hareket Etme Yükümü (TK m. 18/2)

Yazar: Rıza GÜNDOĞDU
31 Ocak 2026
0

Sayın Dr. Numan Sabit SÖNMEZ tarafından Yürürlüğünün 12. Yılında ve Yargıtay Kararları Işığında Türk Ticaret Kanunu Sempozyumunda (VIII) sunulan tebliğe...

Read more
Güncel

Anonim Şirkette Pay Devrinin Sözleşme ile Sınırlandırılması

Yazar: Rıza GÜNDOĞDU
27 Aralık 2025
1

Sayın Hâkim Dr. Orhan SEKMEN tarafından Yürürlüğünün 13. Yılında ve Yargıtay Kararları Işığında Türk Ticaret Kanunu Sempozyumunda (IX) sunulan tebliğe...

Read more
Genel Kurul Kararının İptalinin Talep Edilebilmesi İçin Kararın Tescil ve İlan Edilmesinin Gerekmediği Hakkında Kararlar
İçtihatlar

Şirketler Hukukunda Tahkim (Mahkeme Kararları)

Yazar: Rıza GÜNDOĞDU
10 Ekim 2025
0

Şirketler hukukunda tahkim konusunda verilmiş mahkeme kararları.

Read more
İstanbul, İstanbul, İstanbul
Güncel

İstanbul, İstanbul, İstanbul

Yazar: Rıza GÜNDOĞDU
6 Nisan 2025
0

2016 yılında yazdığım "İstanbul, İstanbul, İstanbul" isimli şiirim.

Read more

Hakkımda

Bu site vasıtasıyla; sosyal ve mesleki olarak yararlandığım bilgileri sistemli ve paylaşılabilir olarak arşivlemek; yargı kararları, bilimsel çalışmalar/etkinlikler ve güncel hukuki haberler/gelişmeler paylaşmayı amaçlamaktayım.

Kategoriler

  • Akademik Çalışmalar
  • Faydalı Linkler
  • Genel
  • Güncel
  • İçtihatlar
  • Kütüphane
  • Mevzuat
  • Özel Hukuk

Son Yazılar

  • Tacirin Basiretli İş Adamı Gibi Hareket Etme Yükümü (TK m. 18/2)
  • Anonim Şirkette Pay Devrinin Sözleşme ile Sınırlandırılması
  • Şirketler Hukukunda Tahkim (Mahkeme Kararları)
  • Hakkımda
  • Yasal Uyarı & Bilgilendirme
  • İletişim

© 2021 www.rizagundogdu.com.tr - Tüm Hakları Saklıdır.

No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Akademik Çalışmalar
  • Güncel
  • İçtihatlar
  • Diğerleri
    • Faydalı Linkler
    • Kütüphane
    • İletişim

© 2021 www.rizagundogdu.com.tr - Tüm Hakları Saklıdır.

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Create New Account!

Fill the forms bellow to register

All fields are required. Log In

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In