24 Mayıs 2026
Rıza GÜNDOĞDU
No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Akademik Çalışmalar
  • Güncel
  • İçtihatlar
  • Diğerleri
    • Faydalı Linkler
    • Kütüphane
    • İletişim
Rıza GÜNDOĞDU
No Result
View All Result

Sermaye Şirketlerinin ve Kooperatiflerin Ek Tasfiyesiyle İlgili Güncel Kararlar

Ticaret sicilinden re'sen ya da olağan tasfiye prosedürünün tamamlanmasının akabinde talep üzerine terkin edilen ancak, zaruri olarak ek tasfiyesine (ihyasına) karar verilmesi gereken şirketlerle/kooperatiflerle ilgili olarak; daha önce verilmiş (belirli bir işlem veya uyuşmazlıkla sınırlı olsa dahi) bir ek tasfiye (ihya) kararı bulunduğu takdirde, yeni bir ek tasfiye/ihya kararı verilmesine gerek yoktur.

Rıza GÜNDOĞDU Yazar: Rıza GÜNDOĞDU
3 Temmuz 2021
Kategori: Güncel, İçtihatlar
Reading Time:108min read
0
11
PAYLAŞIM
1.1k
OKUNMA
Paylaşın!Paylaşın!Paylaşın!Paylaşın!Paylaşın!Paylaşın!

⇒ “Uyuşmazlık, ihya hükmünün yerinde olup olmadığı ile iş mahkemesinde değerlendirilmesi gereken, hizmet tespiti ile sigortalılığa ilişkin değerlendirmelerin ihya davasında yapılıp yapılmayacağına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı tarafça Bakırköy 47. İş Mahkemesinin 2023/… Esas sayılı dosyasında, tasfiye sonucunda terkin edilen şirkete yönelik dava açıldığı, mahkemenin 12.07.2023 tarihli ara kararı ile davacıya ihya davası açmak üzere süre verildiği, davacı tarafça asıl davada yalnızca İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünü hasım göstererek ihya davasını açmış olduğu, mahkemenin ara kararı gereğince şirketin tasfiye sonucu sicilden terkin edilmesi nedeniyle davacı vekiline şirketin son tasfiye memuruna yönelik birleştirme talepli dava açılması yönünden süre verildiği, davacı vekili tarafından bu amaçla davanın açıldığı, mahkemenin 19.10.2023 tarihli kararı ile her iki dosyanın birleştirildiği görülmüştür … 14.06.1984 tarihinde tescil edildiği, tasfiye memuru …’ın şirketlerin tek ortağı olduğu, şirketin tasfiye kararı alarak tasfiye sonucunda 16.03.2023 tarihinde sicilden terkin edildiği, bu sebeple davanın TTK 547. maddesi gereğince açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece, dosya içerisine gerekli bilgi ve belgeler celp ibraz ettirildikten sonra davaların kabulüne ve ek tasfiye işlemleri için davalı …’ın tasfiye memuru olarak atanmasına, şirketin yeniden ihyasının davada talep edilen dava konusu ile sınırlı olarak tesciline, davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin tasfiye memurundan tahsiline karar verilmiştir. TTK’nın 547. maddesi, ek tasfiye başlığı altında; “Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu  anlaşılırsa, son tasfiye memurları,  yönetim kurulu  üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret  mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir” düzenlemesini getirmiştir. Davacı, ihyası istenen şirket aleyhine Bakırköy 47. İş Mahkemesinin 2023/… Esas sayılı dosyasında, hizmet tespiti talepli dava açmış, davalı şirketin sicilden terkin edilmesi nedeniyle eldeki davayı açmıştır. Davacının iş bu davayı açmasında, terkin olan şirketle ilgili açılmış olup, devam eden Bakırköy 47. İş Mahkemesinin 2023/… Esas sayılı dosyasında şirketin temsili için yeniden tescilini talep etmekte hukuki yararı bulunmaktadır. Mahkemece de kurulan hüküm de söz konusu dava ile sınırlı ihya kararı verilmiştir. Bu davalarda ticaret sicil memurluğu yasal hasım olup, davanın ayrıca tasfiye memuruna da yöneltilmesi gerekir. Tasfiyenin kapatılması için tüm tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması, tasfiye halindeki şirketin taraf olduğu tüm uyuşmazlıkların neticelenmiş olması gerekir. Bu nedenle davalılar vekilinin, şirketin tasfiyesinin usulüne uygun yapılmış olduğu, ihya için gerekli koşulların bulunmadığı yönündeki istinaf nedenleri yerinde değildir. TTK’nın 541 ve devamı maddelerine göre terkin edilen şirketin ihyasında bir zamanaşımı süresi bulunmamaktadır. Ticaret sicili müdürlükleri ihya davalarında yasal hasım konumunda olduğundan, sicilden terkin işlemlerini yasa ve tüzük hükümlerine uygun yapmış olan sicil müdürlüğü yargılama giderlerinden sorumlu tutulamaz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2005/13309 E. 2007/837 K. sayılı emsal nitelikli kararında da Ticaret Sicili Müdürlüğünün yasal hasım olması nedeniyle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’ nin 2016 / 2926 Esas 2016 / 3585 Karar ve 04.04.2016 tarihli kararı da bu doğrultudadır. Davalı … Sicil Memurluğu bu davada yasal hasım olduğundan yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamaz. Ancak davalı tasfiye memuru yargılama giderlerinden sorumludur. Diğer yandan, istinaf başvurusunda ileri sürülen, sigortalılığın tespiti davasındaki zamanaşımı ve hak düşürücü süreler ile hizmet tespiti davasının geçerli delillerle kanıtlanıp kanıtlanmadığı, bildirilmemiş hizmetin bulunup bulunmadığı hususları ihya davasının konusu değildir. Bu talepler, ihya kararından sonra şirketin davalı olarak yer alacağı hizmet tespiti davasında değerlendirilecektir. İhya davasında, ihya koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususu değerlendirilecektir. Şirketin derdest bir davası bulunması ve taraf teşkilinin sağlanması bir ihya nedeni olduğundan, ilk derece mahkemesinin karar ve ve gerekçesi yerinde olup, davalı tasfiye memuru vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir.”

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 19.12.2024 tarihli, E. 2024/1074 K. 2024/1924 sayılı ilâmı (Eklenme Tarihi: 2025-01-29).


⇒ “Dava, TTK’nın 547. maddesi gereğince ek tasfiye işlemi için şirketin sicil kaydının ihyası talebine ilişkindir. İstinaf başvurusu ise ilk derece mahkemesinin, tasfiye memuru atanmasıyla ilgili 10.03.2023 tarihli ek kararına yöneliktir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne ve ardından tasfiye memuru atanmasına dair ek karar verilmiş; bu ek karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK’nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Uyuşmazlık, şirketin ek tasfiyesi için ihyasına ve ayrıca tasfiye memurunun atanmasına dair verilen karar sonrasında tasfiye memuru olarak atanan şirket tasfiye memurunun karar tarihinden önce vefat etmiş olmasının anlaşılması üzerine, ek tasfiyeye ilişkin alınan ek kararda, resen belirlenen tasfiye memuruna ücret takdirinin yerinde olup olmadığı, şirketin diğer ortaklarının tasfiye memuru olarak atanıp atanamayacağına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı kuruma İstanbul 19. İş Mahkemesinin 2018/… Esas sayılı dosyasında, 09.02.2022 tarihli muhtıra gönderildiği, söz konusu muhtırada, dosyada davanın … yönünden kabulüne karar verildiği, istinaf incelemesi sonucunda dosyanın kararın tebliğ edilmesi için geri çevrildiği, davalı şirketin tebligat adresinin tespiti yönünden sicil kayıtları sorgulandığında firmanın fesih suretiyle kapalı olduğunun anlaşıldığı, şirket kayıtlarının kapalı olması nedeniyle davacıya şirketin ihyası için çıkarılan muhtıraya rağmen herhangi bir işlem yapılmadığı belirtilerek, geri çevirme kararı gereğince davalı şirkete tebligat yapılacağından şirketin ihyası ve tasfiye memuru atanması için ihtarda bulunulduğu, davacı vekili tarafından iş bu ihya davasının açıldığı, tasfiye memuru olarak atanan …’nın 22.02.2022 dava tarihinden önce 08.05.2021 tarihinde vefat ettiği, … – … Kollektif Şirketinin 10.04.1978 tarihinde tescil edildiği, ortaklarının … olduğu, şirketin son tescilini 23.10.1991 tarihinde yaptırdığı, …’nun bilgi banka kayıtlarında firmanın fesih suretiyle kapalı olduğuna dair notun mevcut olduğu, mahkeme tarafından davacı talebi üzerine davanın kabulüne karar verildiği, yargılama aşamasında tasfiye memuru olarak atanan kişiye herhangi bir tebligatın yapılmadığı anlaşılmıştır. Davacı vekili tarafından tasfiye memuruna kararın tebliğ edilememesi ve tasfiye memurunun vefatının dava öncesinde gerçekleşmiş olduğunun öğrenilmesi üzerine, 08.03.2023 tarihli dilekçe ile mahkemeden emsal olarak gösterilen ilk derece mahkeme kararı gereğince tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına dair ek karar verilmesi talep edilmiştir. Mahkeme tarafından, dosya üzerinde yapılan değerlendirme ile istinafa konu olan 10.03.2023 tarihli ek karar ile birlikte davacı vekilinin talebi reddedilerek, resen tasfiye memuru atanıp ücret takdir edilmiştir. TTK’nın 547. maddesi, ek tasfiye başlığı altında; “(1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu  anlaşılırsa, son tasfiye memurları,  yönetim kurulu  üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret  mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir” düzenlemesini getirmiştir. Somut davada, iş mahkemesine ait yukarıda yer verilen muhtıra içeriğinde tasfiye sonucunda terkin edilen şirkete tebligat yapılabilmesi amacıyla şirketin ihyası ve tasfiye memuru atanması istenmektedir. Mahkemece, dava öncesinde tasfiye memurunun vefat etmiş olduğunun bildirilmesi üzerine verilen hükmün tasfiye memuru yönünden zaten geçerliliğinin hukuken olmadığı dikkate alınarak, davacı vekilinin tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına dair ek karar talebinin reddi ile birlikte şirketin tasfiye tarihi de dikkate alınarak tasfiye memuru atanmasına yönelik verilen karar HMK’nın 305/A maddesi gereğince hükmün tamamlanması olarak değerlendirilmesi uygun görülmüştür. HMK’nın 30. maddesinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesi de göz önünde bulundurularak verilen ek kararda isabetsizlik görülmemiştir. Mahkemece atanan tasfiye memuruna ücret takdir edilmesinde de usule aykırılık yoktur. Zira ihya kararı sınırlı olarak verilmiş olup ek tasfiye işlemleri tamamlandığında şirketin sicil kaydının kapatılması için tekrar başvuru işlemlerinin yapılması gerekecektir. Tasfiye memurunun yapacağı işler dikkate alındığında, tayin edilen ücretin de makul olduğu sonucuna varılmıştır.”

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 05.12.2024 tarihli, E. 2023/816 K. 2024/1754 sayılı ilâmı (Eklenme Tarihi: 2025-01-29).


⇒ “Dava, TTK’nın 547. maddesi gereğince ek tasfiye işlemlerinin yapılabilmesi için şirket sicil kaydının ihyası talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı tasfiye memuru … tarafından, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK’nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili, müvekkilinin 1998 yılının Aralık ayından itibaren tasfiye edilen … San. ve Tic. Ltd. Şti.’nde çalışmasına rağmen, bir kısım çalışmalarının SGK’ya bildirilmediğini, erken emeklilikle ilgili yapılacak yasal düzenlemeden faydalanmak için hizmet tespit davası açılacağını, ancak terkin edilen şirketin davalı gösterilmesinin mümkün olmadığından taraf teşkilinin sağlanması için şirketin ihyasının talep edildiğini belirterek, şirketin ihyasına karar verilmesini istemiştir. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabı ve kayıtlarına göre; ihyası istenilen …San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin ortaklar kurulunca alınan kararla tasfiye sürecine sokulduğu, tasfiye işlemlerinin tamamlanarak 07.10.2016 tarihinde şirketin terkin edildiği, dava dilekçesinin aksine terkinin re’sen yapılmadığı ve TTK’nın 547. maddesi gereğince, ihya talebinin yasal hasım olan sicil müdürlüğü ile son tasfiye memuruna yöneltildiği anlaşılmaktadır. Ticaret sicilinden terkin edilen şirketlerin yeniden ihyasının sağlanması amacıyla 6102 sayılı TTK kapsamında iki farklı yol öngörülmüştür. Buna göre, tasfiye sürecine giren şirketlerin tasfiye işlemlerinde eksiklik olması halinde TTK’nın 547. maddesi kapsamında sicilden terkin edilen şirketin tekrar sicile kaydedilmesi mümkündür. Örneğin şirkete ait bir malvarlığının bulunması veya devam eden bir dava bulunması bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Bir diğer yol ise TTK’nın Geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen şirketlerin yeniden tescilidir. Buna göre asgari sermaye miktarına ulaşmayan, adres değişikliğini bildirmeyen şirketlerin re’sen kayıtlardan terkini halinde şirketin faal olması ve gerekli bazı koşulların da gerçekleşmesi halinde tekrar sicile kaydı mümkündür. Yukarıda belirtildiği üzere, ihya talebi TTK’nın 547. maddesine dayalıdır. İlk derece mahkemesince, yetkisizlik kararı üzerine tensip zaptı düzenlenmiş ve duruşma açılmaksızın hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Gerekçeli kararda isabetli şekilde hukuki yararın bir dava şartı olduğu belirlendikten sonra, derdest bir hizmet tespiti davası bulunmadığı ve ihyası talep edilen şirkette çalışıldığına ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Tüzel kişiliği sona eren bir şirkete karşı dava açılmak istendiği takdirde, bu şirketin ihyasına karar verilmesi zorunludur. İhya davası basit yargılama usulüne göre incelenmesi gerekmektedir. HMK’nın 316 vd. maddelerinde basit yargılamaya ilişkin düzenlemeler bulunmaktadır. HMK’nın 318. maddesinde, tarafların tüm delillerini dilekçe ile birlikte verecekleri düzenlenmiştir. Ön inceleme ve tahkikatın usulü ise aynı Kanun’un 320. maddesinde belirlenmiştir. Yargılamada, tarafların ileri sürdüğü vakıaların denetlenmesi gerekmektedir. Dava basit usule tabi olmakla, HMK’nın 320/1. maddesi uyarınca duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün ise de bunun için hukuki dinlenilme hakkının tam olarak sağlanmış olması ve müphem noktaların açıklığa kavuşmuş olması gerekmektedir. Somut olayda, mahkemece tensip zaptı ile duruşma günü tebliğ edilmiş ancak duruşma açılmamıştır. Esasen, çalışmaya ilişkin belgeler açılacak davada değerlendirilecek olup, ihya davasında bu belgelerin değerlendirilmesine gerek bulunmamasına rağmen, davacı vekili istinaf başvurusu ekine bir kısım çalışma belgelerini eklemiştir. Derdest bir dava bulunması halinde ihya kararı verilmesi gerekirse de, açılacak bir davada ihya kararının verilmesi için TMK’nın 2. maddesindeki dürüstlük kuralına göre işlem yapılması gerekir. Eldeki davada, davacı, hizmet tespiti davası açacağını belirterek, somut beyanlar ileri sürmüş ve çalışmaya ilişkin bir kısım deliller sunmuştur. İhya davasının amacı dikkate alındığında, bundan fazla bir ispat yükü davacıdan beklenemez. Bu nedenle ihya talebine ilişkin delillerin duruşma açılarak sorulması ve sonucuna göre işlem yapılması gerekmektedir. HMK’nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkı, açıklama ve ispat hakkını ve mahkemenin bu açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve karaların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini de kapsar. Davacıya taleplerini açıklama fırsatı verilmeden karar verilmesi, hukuki dinlenilme hakkını ihlal eder niteliktedir. Bu nedenle, mahkemece duruşma açılarak, davacının sunacağı belgelerin değerlendirilmesi ile gerektiğinde hizmet tespiti davasının yürütülmesi ve infazı ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve deliller toplanmadan karar verilmesi isabetli olmamıştır.”

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 23.05.2024 tarihli, E. 2024/639 K. 2024/869 sayılı ilâmı (Eklenme Tarihi: 2025-01-29).


⇒ “Davacı tarafından dava dışı şirketten alacaklı olduğu, ancak şirketin ticaret sicilinden terkin edilmiş olduğunun anlaşıldığı iddiası ile dava dışı şirketin ihyasına karar verilmesi talep edilmiş, mahkemece davacı tarafından dava dışı şirkete açılmış icra takibi veya dava bulunmadığı gerekçesiyle hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.

6100 sayılı Kanun’un 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi gereğince davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartıdır. Hukuki yararın bulunması, sonuç istemlerin hükme bağlanmasında davacının menfaatinin bulunması demektir. Sicilden terkin edilmiş şirket hakkında alacak davası açılacağı iddiası ile ihyasının istendiği davada, davacının alacağın varlığını ispatlamasına gerek bulunmamaktadır. Davacının, ihyası istenen şirketten olan alacağını tahsil amacıyla yapacağı icra takibi veya açacağı davada taraf teşkilini sağlayabilmesi için şirketin ihyası gerekeceğinden şirketin ihyasını istemekte davacının hukuki yararının olduğu kabul edilerek karar verilmesi gerekirken açıklanan sebeplerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. ”

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 18.11.2024 tarihli, E. 2024/5226 K. 2024/7997 sayılı ilâmı (Eklenme Tarihi: 2025-01-02).


[İhya/Ek Tasfiye Kararının Tescil ve İlanına İlişkin ve Henüz Yapılmayan Masraflar Bakımından Bir Karar Verilemeyeceği Hakkında]

⇒ “Dava, tasfiye halinde …. AŞ’nin ihyası istemine ilişkindir. TTK’nın 547. maddesinde “Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurlarının, YK üyelerinin, pay sahibi veya alacaklıların, şirket merkezinin bulunduğu yerde ki asliye ticaret mahkemesinden bu ek işlemler tamamlanıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilecekleri, mahkemenin istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse ek tasfiye için yeniden tesciline ve bu işlemleri yapmaları için tasfiye memuru atayacağı düzenlenmiştir. Şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilecektir. Ticaret sicil kayıtlarında şirketin tasfiyesinin sona erdiği 06/12/2023 tarihinde tescil edilerek tasfiyesinin tamamlandığı, .. AŞ’nin, şirket aleyhine açılan İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2023/… esas sayılı dava dosyasında taraf olduğu; borçlu şirket hakkında davanın devam edilebilmesi için davacının ihya talebinde hukuki yararı bulunmaktadır. HMK’nin 326-(1) maddesi gereğince; kanunda yazılı haller dışında, yargı gideri davada haksız çıkan taraftan alınmasına karar verilir. Tasfiyenin eksiksiz yapılmasından tasfiye memuru sorumlu olup dava da haksız çıkan davalı tasfiye memuru aleyhine yargı giderine hükmedilmesinde isabetsizlik yoktur. Somut olayda, TTK’nin 547. maddesi gereğince ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu, davalı tasfiye memurunun, tasfiye halindeki şirketin davacı tarafından açılan dava gereğince de ihya kararı verilmesi gerektiği, davacı şirkete herhangi bir fayda sağlamayacağına ilişkin savunmasının yerinde olmadığı, şirket tüzel kişiliğinin ihyasına karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle; davalı tasfiye memuru ….istinaf başvurusunun esastan reddine, kararın tescil ve ilanına karar verildiği; kararın tescil ve ilanına ilişkin, henüz yapılmayan masraflar hakkında bir karar verilmemesi gerektiğinden bu kısma ilişkin olarak davacı vekilinin istinaf nedeni yerinde görülmüştür. Davacı vekili, ticaret sicili yargı gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasını talep etmekte ise de davalı ticaret sicili yasal hasım konumunda olduğundan, yargı giderinden sorumlu tutulamayacağı gibi aleyhine vekalet ücretine de hükmedilemez. Davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde değildir. ”

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 04.10.2024 tarihli, E. 2024/1413 K. 2024/1407 sayılı ilâmı (Eklenme Tarihi: 2025-01-02).


⇒ “Dava TTK’nın 547. maddesi uyarınca tasfiye sonucu ticaret sicilinden terkin edilen şirkete karşı terkin sonrasında açılan dava nedeniyle tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesince davalı tasfiye memurunun tasfiyeyi gereği yapmadığı gerekçesiyle yargılama giderleri ile vekâlet ücretinden sorumlu tutulmuş ise de, dosya üzerinde yapılan incelemede davalı tasfiye memurunun usulüne uygun tasfiye işlemlerini yerine getirdiğinden ve işbu ihya davasına dayanak olan hizmet tespit davası şirket ticaret sicilinden terkin edildikten sonra açıldığından, Mahkemece davalı tasfiye memuru aleyhine yargılama giderleri ile vekâlet ücretine hükmedilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK’nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.”

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11.03.2025 tarihli, E. 2025/1240 K. 2025/1659 sayılı ilâmı (Eklenme Tarihi: 2025-08-26).


[Ek Tasfiye Hakkında Genel Açıklamalar ve Ek Tasfiyede Hukuki Yarar Hakkında BAM Kararı]

* Yukarıda yer alan Yargıtay kararı (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11.03.2025 tarihli, E. 2025/1240 K. 2025/1659 sayılı ilâmı) gözetildiğinde, tasfiye memurunun yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulması yönüyle işbu Bölge Adliye Mahkemesi kararının isabetli olmadığı kanaatindeyim. Zira dava konusu şirketin 2013 yılında ticaret sicilinden terkin edilmesine karşın ek tasfiyeye dayanak teşkil eden iş mahkemesindeki dava, 2015 yalında ikâme edilmiştir.

“Ticaret sicilinden terkin edilen şirketlerin yeniden ihyasının sağlanması amacıyla 6102 sayılı TTK kapsamında iki farklı yol öngörülmüştür. Buna göre, tasfiye sürecine giren şirketlerin tasfiye işlemlerinde eksiklik olması halinde TTK’nın 547. maddesi kapsamında sicilden terkin edilen şirketin tekrar sicile kaydedilmesi mümkündür. Örneğin şirkete ait bir malvarlığının bulunması veya devam eden bir dava bulunması bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Bir diğer yol ise TTK’nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen şirketlerin yeniden tescilidir. Buna göre asgari sermaye miktarına ulaşmayan, adres değişikliğini bildirmeyen şirketlerin re’sen kayıtlardan terkini halinde şirketin faal olması ve gerekli bazı koşulların da gerçekleşmesi halinde tekrar sicile kaydı mümkündür.İhya davasının TTK’nın 547. maddesi uyarınca talep edilmesi halinde şirketin tasfiye işlemlerini yapmış olan tasfiye memur ya da memurları ile birlikte bağlı bulunulan ticaret sicil müdürlüğünün davalı olarak gösterilmesi gerekmektedir. Diğer durumda ise esasen şirket tasfiye sürecine girmediğinden ve tasfiye memuru da bulunmadığından davalı olarak bağlı bulunulan ticaret sicil müdürlüğünün gösterilmesi yeterlidir. Başka bir ifadeyle TTK’nın 547. maddesine dayalı ihya davalarında davalı taraf, şirket veya kooperatifin en son tasfiye memuru veya tasfiye kurulu ile yasal hasım konumunda bulunan ticaret sicili müdürlükleridir. Eldeki davada, şirketin tasfiye sonucu terkin edilmesi nedeniyle TTK’nın 547.maddesine göre ihya talep edildiği görülmüştür. İhyası talep olunan şirketin tasfiyesinin sona erip 26.11.2013 tarihinde tescil edilerek ticaret sicil kaydının terkin edildiği anlaşılmıştır. TTK’nın 547. maddesi, ek tasfiye başlığı altında; “Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir” düzenlemesini getirmiştir. İhyası istenen dava dışı Tasfiye Halinde … Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine davacı tarafından İstanbul 21. İş Mahkemesinin 2015/… Esas (Yeni dosya no: İstanbul 44. İş Mahkemesi 2024/… Esas ) sayılı dosyası ile hizmet tespiti davası açıldığı, dava dışı şirketin tasfiye ile sicilden terkin edildiği, bu sebeple davacıya verilen süre içinde eldeki ihya davasının açıldığı görülmektedir. Buna göre terkin olan şirketle ilgili yapılacak işlemlerde şirketin temsili ve verilecek kararların infazı yönünden terkin edilmiş şirketin yeniden tescilini talep etmekte davacının hukuki yararı bulunmaktadır. Şirketin ihyası için kesinleşmiş bir alacak bulunması şart olmayıp, şirkete karşı açılmış bir davada taraf teşkilinin sağlanması ile bu davada şirketin temsil edilesi zorunlu olduğundan hukuki yararın bulunduğu kabul edilmelidir. Mahkemece gerekçede bu hususlara yer verilmiş ve karar gerekçeli olarak verilmiştir. Bu sebeple aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Anılan madde hükmünde ihya talep edilebilmesi için herhangi bir hak düşürücü süre öngörülmediğinden davalı vekilinin, davanın hak düşürücü süreden reddi gerektiği yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Mahkemece TTK’nın 547. maddesi uyarınca tasfiye sonucu terkin olan şirketin ihyasına karar verilmiş olmakla, anılan madde hükmü uyarınca, son tasfiye memuru olduğu anlaşılan davalı …’e davanın yöneltilmesinde ve ek tasfiye işlemleri için de tasfiye memuru olarak atanmasında yasa ve usule aykırılık bulunmamaktadır. Her ne kadar davalı tasfiye memuru vekili davanın tasfiyesi talep edilen şirkete yöneltilmemesinin hatalı olduğu ileri sürülmüş ise de, sicilden terkin edilerek tüzel kişiliği son bulan Tasfiye Halinde … Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi’ne eldeki davanın yöneltilmesi hukuken mümkün olmadığından bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Davacının ihyası istenen şirkete karşı açmış olduğu davada haklı olup olmadığı eldeki ihya davasının konusu olmadığından aksi yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Davalı tasfiye memurunun ihya işlemlerini usulüne uygun yapmış olması [tasfiye işlemleri kastedilmiş olsa gerek (?)], hukuki yararı bulunan kişilerin ihya talep etmelerine engel olmadığından, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir. Yasal hasım konumundaki Ticaret Sicil Müdürlüğünün yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması ve giderlerin davalı tasfiye memuruna yüklenmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, davalı tasfiye memuru vekilinin tüm istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiş ve istinaf sebeplerinin reddine karar vermek gerekmiştir (Aynı yönde karar için bknz; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin E. 2024/6150, K. 2024/8653 sayılı kararı).”

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 12.06.2025 tarihli, E. 2025/634 K. 2025/1021 sayılı ilâmı (Eklenme Tarihi: 2025-10-09).


[6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Geçici 7. maddesinin 15. fıkrasındaki “…şirkete ait malvarlığının unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,

(15) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinin ve üçüncü cümlesinin 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE,

(15) numaralı fıkrasına 23/5/2024 tarihli ve 7511 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle eklenen altıncı cümlenin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE karar verilmiştir. – (AYM, E.2025/31, K.2025/183, 10/09/2025, § …)]

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

Esas Sayısı : 2025/31

Karar Sayısı : 2025/183

Karar Tarihi : 10/9/2025

R.G. Tarih – Sayı : 23/12/2025 – 33116

“…

Anılan Kanun’un geçici 7. maddesi kapsamında tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl süreyle kullanılmayan ya da ihya davasıyla ilgililerce tasfiyeye konu edilmeyen mal varlığının Hazineye intikal ettirilerek ekonomiye kazandırılmasının ve atıl kalmasının önlenmesi suretiyle sicilden silinen şirket ve kooperatiflerin mal varlıklarına ilişkin belirsizliğin ortadan kaldırılmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle kuralın meşru amaç taşıdığı açıktır.

Bununla birlikte mülkiyet hakkı bağlamında getirilen sınırlamanın kanunilik ve meşru amaç şartlarını taşıması yeterli olmayıp aynı zamanda ölçülü olması gerekir. Anayasa’nın 13. maddesinde güvence altına alınan ölçülülük ilkesi ise elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen sınırlamanın ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını, diğer bir ifadeyle aynı amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise hakka getirilen sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.

Tasfiye edilmeksizin unvanı sicilden silinen şirket veya kooperatiflerin mal varlığının sicilden silinme tarihinden itibaren on yıl sonra Hazineye intikalini öngören kuralın meşru amaç bakımından elverişli olmadığı söylenemez.

Kuralın gerekliliği ile ilgili olarak yapılacak incelemede unvanı sicilden silinen şirket veya kooperatiflere ait mal varlığının ekonomiye kazandırılması amacına daha hafif bir sınırlama aracıyla ulaşılmasının mümkün olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.

Bu bağlamda unvanın sicilden silinmesinden itibaren on yıl geçen şirket ve kooperatiflerin ortaklarına tasfiye payını elde etme veya alacaklılarına alacaklarını tahsil etme imkânı tanınmak suretiyle şirket ve kooperatiflerin mal varlığının aktif olarak değerlendirilmesi söz konusu olabilir. Böylelikle mal varlığı üzerinden tasfiye payının alınması veya alacakların tahsil edilmesi suretiyle şirket veya kooperatiflerin malvarlığının ekonomik yönden işlevsel hale gelmesi sağlanarak kuralla öngörülen amaca ulaşılabilecektir.

Kuralda mal varlığının unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği öngörülmekle birlikte şirket veya kooperatif ortaklarının ve alacaklılarının anılan madde kapsamında yapılan işlemler ve intikalden haberdar olmalarını sağlayacak bir mekanizma öngörülmemiştir. Buna karşılık atıl durumda olan şirket ve kooperatif mal varlığının öncelikle tasfiye payı alma hakkına sahip olan ortaklar ve şirket veya kooperatiften alacaklı olan kişiler tarafından değerlendirilmesine imkân sağlayan bir yöntemin oluşturulması suretiyle de anılan meşru amaca ulaşmak mümkündür.

Bu itibarla kural kapsamında on yıl önce unvanı sicilden silinen şirket ve kooperatifin mal varlığının ortakları veya alacaklıları tarafından değerlendirilmesine imkân tanınmaksızın mal varlığının Hazineye intikal ettirilmesi suretiyle mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanın meşru amaca ulaşmak bakımından gerekli olduğu söylenemez.

Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.

…

İtiraz konusu kural kapsamında 6102 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ihyası için açılan davanın davacı lehine sonuçlanmasına rağmen söz konusu tarafın yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden yoksun bırakılması suretiyle mahkemeye erişim hakkına sınırlama getirilmektedir.

Kuralda ihya davasında yargılama giderleri ve vekâlet ücretiyle ilgili sorumluluğun kapsam ve sınırlarının herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde açık ve net olarak düzenlendiği gözetildiğinde kuralın belirli ve öngörülebilir olduğu, bu yönüyle kanunilik şartını taşıdığı anlaşılmıştır.

Anayasa’nın 36. maddesinde adil yargılanma hakkı için herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte özel sınırlama nedeni öngörülmemiş hakların da o hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırlarının bulunduğu kabul edilmektedir. Ayrıca Anayasa’nın başka maddelerinde yer alan hak ve özgürlükler ile devlete yüklenen ödevler, özel sınırlama sebebi gösterilmemiş hak ve özgürlüklere sınır teşkil edebilir.

Ayrıca adil yargılanma hakkı, niteliği gereği devletin düzenleme yapmasını gerektiren bir haktır. Zira bu hakkın Anayasa’da ifade edilmiş olması kendi başına bir anlam taşımamakta, bireylerin bu haktan yararlanabilmesi için devletin en azından yargı teşkilatını kurması ve yargılama usullerini belirlemesi gerekmektedir. Devletin düzenleme yetkisini haiz olduğu alanlarda belirli ölçüde takdir yetkisi bulunmaktadır. Bu sebeple adil yargılanma hakkına yönelik sınırlamalar getirilirken kanun koyucuyu bağlayan belirli bir meşru amaçlar listesi bulunmamaktadır. Ancak kanun koyucunun bu takdir yetkisinin Anayasa Mahkemesinin denetimine tabi olduğu açıktır (Bekir Sözen [GK], B. No: 2016/14586, 10/11/2022, § 74).

Kuralın gerekçesinde düzenlemenin, anılan madde gereğince sicilden silinen şirket veya kooperatifler hakkında açılan ihya davalarında madde hükümlerini uygulamakla yükümlü olan ve madde uyarınca gerekli işlemleri yerine getiren ticaret sicili müdürlükleri aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilmesi uygun olmadığından uygulamada yaşanan tereddüt ve mağduriyetleri ortadan kaldırmayı amaçladığı belirtilmiştir. Bu itibarla kuralın ihya davasının -yasal hasım olması nedeniyle- ilgili ticaret sicil müdürlüğüne karşı yürütülmesinin zorunlu olduğu dikkate alındığında davalı ticaret sicil müdürlüğünün yargılama gideri ve vekâlet ücreti yüküyle karşılaşmaması amacına yönelik olduğu anlaşılmaktadır.

Yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilmesinde ilke olarak dava sonunda haklı çıkma ölçütü esas alınmaktadır. Kural ise yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin haksız çıkan tarafa yükletileceği ilkesini ilgili ticaret sicil müdürlüğü lehine değiştirmekte, davanın sonucundan bağımsız olarak davalı ticaret sicil müdürlüğü aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilememesini öngörmektedir. İhya davasının ilgili ticaret sicil müdürlüğüne karşı yürütülmesinin zorunlu olması nedeniyle kamuya mali külfet yüklenmemesi gerektiği düşüncesi, şirket veya kooperatifin ticaret sicil müdürlüğünün anılan Kanun’a aykırı işlemi nedeniyle sicilden terkin edildiğinin tespit edildiği bir davada devletin yargılama gideri yapmasına sebebiyet verdiği davacının katlandığı mali külfeti telafi etme yükümlülüğünün ortadan kaldırılmasını meşru hâle getirmez.

Bu itibarla kural kapsamında ticaret sicil müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen sicilden terkin işleminin hukuka uygun olup olmadığı yönünden hiçbir değerlendirme yapılmasına imkân tanınmaksızın kategorik bir yaklaşımla ticaret sicil müdürlüğü aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilememesi suretiyle mahkemeye erişim hakkına getirilen sınırlamanın anayasal anlamada meşru amacının bulunduğu söylenemez.

Açıklanan nedenle kural, Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.

HÜKÜM

13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’un 38. maddesiyle eklenen geçici 7. maddenin;

(4) numaralı fıkrasının (b) bendinde yer alan “…şirkete ait malvarlığının unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu…” ibaresinin 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE,

(15) numaralı fıkrasının;

İkinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE,

Üçüncü cümlesinin 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE,

(15) numaralı fıkrasına 23/5/2024 tarihli ve 7511 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle eklenen altıncı cümlenin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,

10/9/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.” (Eklenme Tarihi: 2025-12-28).


⇒ “Şirketin ihyası için kesinleşmiş bir alacak bulunması veya hizmet tespiti davasının kesinleşmesi şart olmayıp, şirkete karşı açılmış bir davada taraf teşkilinin sağlanması ile bu davada şirketin temsil edilesi zorunlu olduğundan hukuki yararın bulunduğu kabul edilmelidir. Davanın TTK’nın 547. maddesine göre açılması nedeniyle herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre bulunmamaktadır. Mahkemece TTK’nın 547. maddesi uyarınca tasfiye sonucu terkin olan şirketin ihyasına karar verilmiş olmakla, anılan madde hükmü uyarınca, son tasfiye memuru olduğu anlaşılan davalı tasfiye memuru …’ın ek tasfiye işlemleri için tasfiye memuru olarak atanmasında yasa ve usule aykırılık bulunmamaktadır. Bu davanın yasal hasım olarak sicil memurluğu ile şirketin son tasfiye memuruna karşı açılacağı yukarıda açıklanmıştır. Bu davada şirketin ortağı veya yönetim kurulu üyesi hasım gösterilemez. TTK’da tek ortaklı limited şirket kurulması mümkün olduğundan, bir kişinin kurduğu şirkette, aynı zamanda şirketin genel kurulu olarak tasfiye kararı alması, şirketin yönetimini belirlemesi ve şirket ile ilgili tüm kararları ortaklar kurulu sıfatıyla alması mümkündür. Davalılardan …’ın ihyası istenen şirketin tek ortağı olduğu ve bu nedenle ortaklar kurulu kararı alarak diğer davalıya tasfiye memuru olarak atadığı anlaşılmaktadır. Bu davada şirketin tasfiye memuru …’ın taraf olarak gösterilmesi gerekli ve zorunludur. Bunun dışında, ileride tazminat sorumluluğu olduğu, tek ortağın tasfiye memurunu atadığı, genel kurul sıfatı ile tasfiye memuru ve kendisini ibra ettiği ifade edilerek şirketin ortağı veya yöneticisine karşı ihya talepli davanın açılması mümkün değildir. Bu davada sadece ihya şartları değerlendirilecek olup, davacının işçilik alacağı veya başka bir zararı nedeniyle şirket, ortağı, yöneticisi veya tasfiye memurundan bir alacağı bulunup bulunmadığı tartışılmayacaktır. Bu nedenle bu davada sıfatı bulunmayan bir kişiye dava yöneltilmesi nedeniyle, mahkemece bu kişiye yönelik davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi ve reddin sonuçlarına göre yargılama giderlerinin takdir edilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Diğer yandan mahkemece iş davası ile sınırlı olarak ihya kararı verilmiştir. Verilen kararını sadece iş mahkemesindeki davanın görülmesi ile sınırlı olmayacağı ve ihyanın bu kararın infazını da içerdiği anlaşılmakla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir.”

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 22.10.2025 tarihli, E. 2025/1103 K. 2025/1661 sayılı ilâmı (Eklenme Tarihi: 2025-12-28).


⇒ “Şirketin ihyası için kesinleşmiş bir alacak bulunması şart olmayıp, şirkete karşı açılmış bir davada taraf teşkilinin sağlanması ile bu davada şirketin temsil edilesi zorunlu olduğundan hukuki yararın bulunduğu kabul edilmelidir. Bu nedenle aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Anılan yasal düzenlemede, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verildiğinde bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atanacağı belirtilmiş olup somut olayda da mahkemece TTK’nın 547. maddesi uyarınca tasfiye sonucu terkin olan şirketin ihyasına karar verilmiş olmakla, anılan madde hükmü uyarınca, TSG’nin 12.09.2023 tarihli ilanına göre son tasfiye memuru olduğu anlaşılan davalı …’e davanın yöneltilmesinde ve ek tasfiye işlemleri için de tasfiye memuru olarak atanmasında yasa ve usule aykırılık bulunmamaktadır. Bu sebeple husumete ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. TTK’nın 547.maddesinde ihya davası açılması için hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi öngörülmediğinden bu yöndeki istinaf sebebi yerinde olmadığı gibi ihya davası zorunlu arabuluculuk yoluna tabi olmadığından bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Davalı tasfiye memurunun ihya işlemlerini usulüne uygun yapmış olması, hukuki yararı bulunan kişilerin ihya talep etmelerine engel olmadığından, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir. İhya davasında, esas davada tartışılması gereken bu hususların dinlenmesi mümkün değildir. Bu davada, sadece yasada düzenlenen ihya koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilecektir. Bu nedenle, davalı vekilinin davacının iş mahkemesi nezdinde açtığı davaya ilişkin itirazlarının eldeki davada incelenmesi mümkün olmadığından bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. İlk derece mahkemesinin karar ve gerekçesi ile incelemesinde yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, birleşen davada davalı tasfiye memuru vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusu nedenlerinin reddine karar verilmiştir.”

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 22.10.2025 tarihli, E. 2025/1679 K. 2025/1674 sayılı ilâmı (Eklenme Tarihi: 2025-12-28).


⇒ “İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ihyasına karar verilen … AŞ’nin tek pay sahibi olduğunu, tasfiye sürecine sebebiyet veren hususun şirket faaliyet izin belgesinin haksız ve hukuka aykırı olarak iptali nedeni ile taraflarınca dava edildiğini, söz konusu hususta Danıştay 13. Daire Başkanlığının 2021/… numaralı kararı ile faaliyet izin belgesinin iptalinin haksız ve hukuka aykırı olduğu hususunun karara bağlandığını, şirketin büyük bir zarara uğradığını, idare aleyhine açılan davalarda taraf teşkilinin sağlanamadığını, taraf teşkilinin sağlanabilmesi için şirketin ihyasının gerektiğini, ayrıca yargılama süreci devam eden davaların bulunduğunu, bu sebeplerle müvekkilinin mağduriyetinin giderilmesi açısından kısmi ihyanın geçerli olmadığını, tam ihya kararı verilmesi gerektiğini iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve şirketin tüzel kişiliğinin tam ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK’nın 547. maddesi gereğince, tasfiye sonucu sicil kaydı terkin edilmiş şirketin sicil kaydının, ek tasfiye işlemlerinin yerine getirilmesi için ihyası talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK’nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamından; …Tic. AŞ şirketinin 10.03.2021 tarihli genel kurul kararı ile tasfiyesine karar verildiği, tasfiye sonucunda sicil kaydının 30.12.2021 tarihinde terkin edilmiş olduğu, tasfiye memurunun davacı olduğu, şirketin tasfiye kararından önce Hazine ve Maliye Bakanlığının 07.05.2019 tarihli kararı ile faaliyetlerin Borsa İstanbul nezdinde kesintisiz bir yıl süreden fazla ara verilmesi nedeni ile verilen faaliyet izninin iptal edildiği, dava dışı şirket tarafından, Ankara Bölge İdare Mahkemesine açılan ve bu konuda verilen kararının bozulması amacıyla Danıştay … Daireye başvurulduğu, Dairenin 2021/… Esas, 2023/… Karar sayılı kararı ile Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdare dava dairesinin 06.11.2020 tarihli kararının bozulduğu, davacı tarafça, davalar nedeniyle taraf teşkilinin sağlanması ve davalar açılabilmesi için şirketin tüzel kişiliğinin ihyasının talep edilmiş olduğu anlaşılmıştır. TTK’nın 547. maddesi, ek tasfiye başlığı altında: “Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir” düzenlemesini içermektedir. Ek tasfiyeye, tasfiye işlemlerinin tamamlanarak şirketin sicilden silinmesinden sonra, başkaca tasfiye işlemlerinin yapılmasının sorunlu olduğunun anlaşılması hâlinde başvurulmaktadır. TTK m. 547’nin gerekçesinde, ek tasfiyenin geçici bir durum olduğu ve yeni bir hukuki durum oluşturmadığı, yani şirketin kalıcı bir şekilde ihyasının söz konusu olmadığı belirtilmektedir. Ek tasfiye ile daha önceki tasfiye zamanında ihmal edilmiş bulunan bazı işlemlerin yapılması ya da sonradan ortaya çıkmış bazı hukuki durumların halledilmesine yönelik tedbirlerin alınması söz konusu olmaktadır. Yeniden tescil istemi korunmaya değer bir menfaate dayanmalıdır. Korunmaya değer menfaatin varlığı inandırıcı delillerle açıklanmalıdır. İstemin ve ilgili delillerin inandırıcı olması yeterli olup menfaatin varlığının kesin olarak ispatı aranmaz. Somut olayda, yasal düzenlemenin gerekçesinde de belirtildiği üzere, ek tasfiye geçici bir durumdur. Mahkeme tarafından davalı şirketin ihyasına dair verilen hükümde ayrıntılı şekilde faaliyet izin belgesinin iptali nedeniyle açılacak tazminat davaları, Danıştay dosyasında taraf teşkilinin sağlanması, yargılamanın devamı ve infazı ile sınırlı olarak ihya kararı verilmiştir. Yasal düzenleme kapsamında verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.”

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 03.06.2025 tarihli, E. 2025/656 K. 2025/975 sayılı ilâmı (Eklenme Tarihi: 2025-12-28).


Page 5 of 6
Prev1...456Next
Etiketler: ek tasfiyehukuki yararhusumetiflasiflas tasfiyesiihyaihya davasıihya kararıkooperatifmünfesih şirketşirketşirket malvarlığısınırlı ihyatasfiyetasfiye komisyonutasfiye masraflarıtasfiye memurutasfiye memurunun ücretiterkintescilticaret kanunuticaret siciliTTK 547TTK Geçici 7. maddetürk ticaret kanunuusul ekonomisiyargıtayyargıtay kararı

Son Yazılar

Güncel

Tacirin Basiretli İş Adamı Gibi Hareket Etme Yükümü (TK m. 18/2)

31 Ocak 2026
Güncel

Anonim Şirkette Pay Devrinin Sözleşme ile Sınırlandırılması

27 Aralık 2025
Genel Kurul Kararının İptalinin Talep Edilebilmesi İçin Kararın Tescil ve İlan Edilmesinin Gerekmediği Hakkında Kararlar
İçtihatlar

Şirketler Hukukunda Tahkim (Mahkeme Kararları)

10 Ekim 2025
İstanbul, İstanbul, İstanbul
Güncel

İstanbul, İstanbul, İstanbul

6 Nisan 2025
Kripto Varlıklara İlişkin İkincil Düzenlemeler Resmî Gazetede Yayımlandı
Mevzuat

Kripto Varlıklara İlişkin İkincil Düzenlemeler Resmî Gazetede Yayımlandı

13 Mart 2025
İşletmenin Muhasebesiyle İlgili Olmayan Ticari Defterlerin Elektronik Ortamda Tutulması Hakkında Tebliğ
Güncel

İşletmenin Muhasebesiyle İlgili Olmayan Ticari Defterlerin Elektronik Ortamda Tutulması Hakkında Tebliğ

14 Şubat 2025
Next Post
Davanın Açılmamış Sayılması Hâlinde TBK m. 158’den Yararlanılabilir Mi?

Ecrimisil Bedelinin Belirlenmesinde Önemli İçtihatlar

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Abonelik Formu!

Asla spam gönderilmez.

Kategoriler

  • Akademik Çalışmalar (2)
  • Faydalı Linkler (4)
  • Güncel (52)
  • İçtihatlar (32)
  • Kütüphane (18)
    • Genel (6)
    • Mevzuat (6)
    • Özel Hukuk (3)

En Yeni Yazılar

Güncel

Tacirin Basiretli İş Adamı Gibi Hareket Etme Yükümü (TK m. 18/2)

Yazar: Rıza GÜNDOĞDU
31 Ocak 2026
10

Sayın Dr. Numan Sabit SÖNMEZ tarafından Yürürlüğünün 12. Yılında ve Yargıtay Kararları Işığında Türk Ticaret Kanunu Sempozyumunda (VIII) sunulan tebliğe...

Read more
Güncel

Anonim Şirkette Pay Devrinin Sözleşme ile Sınırlandırılması

Yazar: Rıza GÜNDOĞDU
27 Aralık 2025
9

Sayın Hâkim Dr. Orhan SEKMEN tarafından Yürürlüğünün 13. Yılında ve Yargıtay Kararları Işığında Türk Ticaret Kanunu Sempozyumunda (IX) sunulan tebliğe...

Read more
Genel Kurul Kararının İptalinin Talep Edilebilmesi İçin Kararın Tescil ve İlan Edilmesinin Gerekmediği Hakkında Kararlar
İçtihatlar

Şirketler Hukukunda Tahkim (Mahkeme Kararları)

Yazar: Rıza GÜNDOĞDU
10 Ekim 2025
6

Şirketler hukukunda tahkim konusunda verilmiş mahkeme kararları.

Read more
İstanbul, İstanbul, İstanbul
Güncel

İstanbul, İstanbul, İstanbul

Yazar: Rıza GÜNDOĞDU
6 Nisan 2025
6

2016 yılında yazdığım "İstanbul, İstanbul, İstanbul" isimli şiirim.

Read more

Hakkımda

Bu site vasıtasıyla; sosyal ve mesleki olarak yararlandığım bilgileri sistemli ve paylaşılabilir olarak arşivlemek; yargı kararları, bilimsel çalışmalar/etkinlikler ve güncel hukuki haberler/gelişmeler paylaşmayı amaçlamaktayım.

Kategoriler

  • Akademik Çalışmalar
  • Faydalı Linkler
  • Genel
  • Güncel
  • İçtihatlar
  • Kütüphane
  • Mevzuat
  • Özel Hukuk

Son Yazılar

  • Tacirin Basiretli İş Adamı Gibi Hareket Etme Yükümü (TK m. 18/2)
  • Anonim Şirkette Pay Devrinin Sözleşme ile Sınırlandırılması
  • Şirketler Hukukunda Tahkim (Mahkeme Kararları)
  • Hakkımda
  • Yasal Uyarı & Bilgilendirme
  • İletişim

© 2021 www.rizagundogdu.com.tr - Tüm Hakları Saklıdır.

No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Akademik Çalışmalar
  • Güncel
  • İçtihatlar
  • Diğerleri
    • Faydalı Linkler
    • Kütüphane
    • İletişim

© 2021 www.rizagundogdu.com.tr - Tüm Hakları Saklıdır.

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Create New Account!

Fill the forms bellow to register

All fields are required. Log In

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In