⇒ “Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 01.07.2025 tarihli duruşma tutanağı ile duruşmanın 02.09.2025 günü saat 13:55’e bırakıldığı, davacının duruşma gün saatinden usulüne uygun tebliğ ile haberdar olmasına rağmen duruşma salonu ve koridorda yapılan yoklamada hazır bulunmadığı, mazeret dilekçesi de sunmadığı, UYAP saatinin 14:09’u gösterdiği, dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren 3 aylık süre içerisinde tarafların dosyanın yenilenmesi talebinde bulunmadıkları gerekçesiyle HMK’nın 322/1. maddesi yollamasıyla ve 150/5. maddesi gereğince dosya re’sen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “tarafların duruşmaya gelmemesi, sonuçları ve davanın açılmamış sayılması” başlıklı 150. maddesine göre usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. Ancak, taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez.
Somut olayda; Mahkemece 2. celsenin 02.09.2025 tarih, saat 13.55’te yapılmasına karar verildiği, ilgili celse için Hazine vekili tarafından mazeret dilekçesi sunulduğu, dilekçede mazeretlerinin kabulü ile duruşma gün ve saatinin ertelenmesinin talep edildiği, ancak Mahkemece davalı Hazine’nin mazereti değerlendirilmeksizin davacının duruşma gün ve saatinden haberdar olmasına rağmen hazır bulunmadığı ve mazeret dilekçesi sunmadığı gerekçesiyle dosyanın işlemden kaldırıldığı, akabinde de dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren 3 aylık süre içerisinde tarafların dosyanın yenilenmesi talebinde bulunmadıkları gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Hâl böyle olunca; her ne kadar davacı davayı takip etmese de tescil talebi bulunan davalı Hazine vekilinin mazereti değerlendirilmeksizin Kanun hükmüne aykırı olacak şekilde yazılı gerekçeyle karar verilmesi isabetsizdir.” Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 13.05.2026 tarihli, E. 2026/2784 K. 2026/3991 sayılı ilâmı (Eklenme tarihi: 2026-09-10).
⇒ “İşlemden kaldırma ve davanın açılmamış sayılması müessesesi yazılı yargılama usulüne tabi davalar için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 150. ve basit yargılama usulüne tabi davalar için aynı Kanunun 320. maddesinde düzenlenmiştir. 6100 sayılı Kanunun 150. maddesi gereğince; usulüne uygun biçimde çağırıldığı halde, taraflardan (veya vekillerinden) hiç biri duruşmaya gelmezse, mahkemece dava yenileninceye kadar dava dosyasının işlemden kaldırılmasına karar verilir.
Usulüne uygun davet edilen taraf davacı ise, davasını takip etmek istiyorsa, bizzat ya da vekili vasıtasıyla duruşmaya katılmalıdır. Eğer duruşma günü celseye katılma imkanı yoksa, buna ilişkin mazeretini bildirmeli, belgelemeli ve duruşma gününün kendisine bildirmesi için gerekli giderleri de yatırmalıdır. Davalı taraf ise, yargılamaya katılmak istemiyorsa ve savunma yapmayacaksa katılmak zorunda değildir. Bu durumda davayı inkar etmiş sayılır; davayı takip etmek isteyip de buna imkanı yoksa bu durumu dilekçesi ile bildirmeli, belgelemeli ve tebliğ giderlerini de yatırmalıdır.
Davacı mazeret bildirmiş ancak belgelendirmemişse ya da gönderdiği mazeret geçerli değilse, hazır bulunan taraf sorulmasına karşın mazereti kabul etmemişse, mahkeme mazereti değerlendirecek kabul ederse açıklanan şekilde davacı tarafa yeni duruşma gününü bildirecek, kabul etmezse de davanın hazır bulunan tarafça takip edildiğine ilişkin açık bir beyan bulunmadığından dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verecektir.
Yukarıda açıklanan bilgiler ışığında dosyanın incelenmesinde; davacı asıl temyiz dilekçesinde, duruşma tarihinde cezaevinde bulunması nedeniyle duruşmaya katılamadığını belirtmiştir. Dairemizce, Mahkemesinden davacı asılın duruşma tarihinde ceza infaz kurumunda olup olmadığı, davacıya vasi atanıp atanmadığı hususlarında tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesi istenilmiş, gelen yazı cevaplarından, davacı asılın duruşma tarihinde cezaevinde hükümlü olup vasisinin bulunduğu, vesayet halinin 26.03.2025 tarihinde sona erdiğinin bildirildiği, 15.01.2025 tarihli kararın davacı asıla 10.04.2025 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla Mahkemece; davacı asilin duruşmaya katılmaması hususunda geçerli bir mazeretinin bulunduğu gözetilmeden, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi, hukuki dinlenilme hakkının ve bu itibarla Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olup,bozmayı gerektirmiştir.” Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 05.03.2026 tarihli, E. 2026/2776 K. 2026/1213 sayılı ilâmı (Eklenme tarihi: 2026-09-10).


